Günün ağarmaya başlamasıyla tepelerin ardında Nessus'un kulelerini
görebiliyordum. At üzerinde iki gün ve gece geçirdikten sonra sonunda
şehre vardım. Büyücüler loncasına mensup bir ustanın ölümünü araştırmak üzere
gönderilmiştim.Büyücüler Loncası tüm krallıktaki en prestijli kurumlar
arasinda yer aliyordu ve bu güne kadar hiç bir Kralın Büyücüler Loncasının desteği olmaksızın tahta oturmadığı biliniyordu.
Böylesine önemli bir mevkide meydana gelen karışıklık Kralıda yakından ilgilendirmiş ve Amirlerime derhal olayı çözmek üzere bir savcının görevlendirilmesi emrini vermişti.
Archmage Ramon'un cesedi şişmiş bir halde nehirde yüzerken bulunmuştu. Yaptıgım ön incelemede geniş yuzeyli bir silah ile muhtemelen bir kısa kılıç veya balta ile açılmış yaralar tespit ettim. Olay hakkında soruşturma yapmak icin Büyücüler Loncasının yolunu tuttum.
Lonca üç Archmage yani Usta Valerio, Usta Athiesus ve Usta Ramon tarafindan yönetilmekteydi. Öncelikle Valerio ile konuştum.
Beni güleryüzle karşıladı ve burada olmamdan dolayı duyduğu memnuniyeti ifade etti.
"Onu nasıl yakalamayı düşünüyorsunuz? Emin olun bu pek kolay olmayacak." dedi.
Şaşırmıştım.
"Onun kim oldugunu biliyor gibi konuştunuz" dedim.
Bir süre yüzüme baktı sonra;
"Aslında evet, biliyorum ama bu bir sır deil bu çevredeki herkes bunu biliyor.."
"Benim de bilmemde bir sakinca yok umarim?"
"Hollow.." dedi. "Şeytani güce sahip bir iblis, bir yaratık diyebiliriz onun için. Yıllar önce onu büyü ile bağlamış fakat yok etmek bizim gücümüzü aştığı için toprağın yetmiş metre kadar altında taştan yapılma bir mezara hapsetmiştik. Ancak geçen hafta mezarın parçalandığını ve onun içerde olmadığını gördük bizlere karşı büyük
bir kin beslediğine şüphe yok ve ilk kurban olarak zavallı Ramon'u seçti..."
Akşam üstüne doğru Athiesus&u ziyaret ettim. Önce görüşmek istemedi ancak kralın
emriyle kendisini zorla konuşturma hakkımın bulunduğunu söyleyince kapıyı açtı
gözlerinden uzun zamandır uyumamış olduğu anlaşılıyordu.
"onun hakkında neler biliyorsunuz?" diye sordu. Bildiklerimi anlattim. Bir süre ikimizde
konuşmadik sonra;
"Artık bunu daha fazla saklamanin anlamı yok'
dedi devam etmesini söylediğimde gerçekten göründüğü gibi olmayan bir durumla karşı karşıya olduğumu anladım.
"Yıllar önce Güçlerimizi geliştirmek icin yaptığımız deneyler sırasında biz yarattık onu..Mükemmel bir katilin yeteneklerini verdik ona tüm silahları mükemmel bir şekilde kullanabilir kimseye görünmeden istediği yere girip çıkabilir dümdüz bir duvara rahatça tırmanır ve günlerce hiç yorulmadan savaşabilir. Vücuduna ait bir
parçayı koparsanız dahi kendini iyileştiricektir aldığı yaralar onu yavaşlatmaz insanları etkileyen hiç bir büyüden etkilenmez, korku yada acı duymaz ve asla vazgeçmez..Ancak bilincine tamamen biz hükmediyorduk. Onu düşünce gücüyle yönetebiliyor büyülü bir cam küre vasıtasıyla onun gözlerinden görüyorduk. İlk başta bizim için bir oyuncak gibiydi. Onu etrafta dolaştırıyor üzerinde deneyler yapıyorduk düşünce gücüyle kontrol yeteneklerimizi test etmek için kullanıyorduk onu taki o geceye kadar.. Krala baş kaldıran bir Lordun evine gittik Valerio sadece onları korkutacağımızı soylemişti fakat içeriye girdikten sonra bir anda o silahlarini çekti ve bir kaç saniye içinde içerdeki herkez kanlar içinde yere serilmişti. Onlar sadece çocuktular babaları olan Lordun varisleriydiler şoka girmiştik hemen onu laboratuara geri getirdik. Bir kaç gün sonrada Valerio Kral vekilinin bu kazadan dolayı bizleri bağışladığını ancak Hollow&u derhal yok etmemiz gerektiğini söyledi sonrada sizinde bildiğiniz yer altı mezarına gömdük onu, sanki böyle bir deney hiç yapılmamış gibi onunla ilgili herşeyi yokettik fakat tanrı yaptıklarımızı asla unutmadı ve şimdi kendi suç aletimizi bizi cezalandirması için gönderdi bizler ölümü hakettik ve o cezamızı uygulamak icin geri döndü.."
Ona teşekkür edip yanından ayrıldım kafamda düşünceler dönüp duruyordu
Akşam olmuştu ve karnımda acıkmıştı, kalmakta olduğum hana gittim. Akşam yemeği
olarak biraz kuru ekmekle peynir ve yaninda ısıtılmış şarap içtikten sonra
Şehir güvenliğine bağlı askerlerden tecrübeli iki tanesini yanıma alıp tekrar Athiesus&
un kulesine yöneldim eger katil onu ulaşmaya çalışacaksa geldiğinde onu bekliyor olmayı istiyordum Athiesus&un yaşadığı kuleye vardığımda kapının açık olduğunu gördüm bu hoşuma gitmemişti yanımdaki askerlere sessiz olmalarini işaret ettikten sonra merdivenleri tırmandım daha once onunla konuştuğumuz odanin kapısına ulaştığımda içeriden büyük bir gürültüyle birlikte pencere camlarının kırılma sesi duyuldu kapıyı açtım ve onu gördüm. Başlığı yüzünü yada yüzü olması gereken bölgeyi örten bir pelerin giyiyordu belinin iki yanında iki kısa kılıç asılıydı. Cesaretimi toplayıp sesimi titretmemeye çalışarak ;
"Kral adına seni tutukluyorum silahlarını bırak ve teslim ol!" dedim. Hareket etmedi. Ben ve iki Asker kılıçlarımızı çekmiştik. Ona doğru bir kaç adım atarak etrafını çevirmeye çalıştık. Arkasından yaklaşan asker kılıcını Hollowun başına doğru savurdu, fakat o inanılmaz bir hızla sol tarafındaki kısa kılıcı sağ eliyle çekerek askerin darbesini karşıladı çeliğin çelikle çarpışma sesi kale duvarlarında yankılandı ve insan üstü bir çabuklukla belinin arka tarafından bir hançer çıkararak askerin omzuna sapladi hancer omzunu delip arkadaki ahsap kapıya girmişti. Asker ,acıyla bağırarak hançeri çıkarmaya çalıştı ama yapamadı. Arkadaşının durumunu
gören diğer asker bir savaş cığlığı atarak Hollow un üstüne saldırdı Hollow ikiz
kılıç larını çekmiş bir halde onu karşıladı. Asker uzun kılıcının sivri ucunu
saplamak üzere hızla hamle yaptı. Kılıcın Hollowa deyip deymediğini tam olarak
söyleyemeyecegim o kadar ani yana çekildi ki sanki kaybolup yan tarafta
ortaya çıkmış gibi göründü son derece seri bir şekilde kendi silahlarından
biriyle askerin kılıcını boşa alıp diğeriyle balyoz gibi bir dabre indirdi
askerin uzun kılıcı kabzaya yakın bir yerden kesilmişti. Bir an kimse hareket etmedi
Kılıcın yanlızca sapi elinde kalan asker ve ben bir iki saniye kadar bir süre
durumu kavramaya çalıştık. Sonra takip edebileceğimizden daha çabuk bir
hareketle kendi etrafinda dönerek sağ elindeki kılıcın kabzasıyla askerin ensesine cok
sert, katı bir darbe indirdi asker hic bir ses çıkaramadan yere yığılmıştı.
hayatta olup olmadığını bilemiyordum.
Şu durumda sıranın bana geldiği belliydi duyduğum korkuyu kafamdan atmaya
çalışarak saldırdım. Boyle bir varlığa karşı savaşmak bir duvara karşı savaşmak gibiydi. Bütün vuruşlarımı daha çıkarken karşılıyor ama karşı atak yapmıyordu ki istese yapabileceğinden hiç kuşkum yoktu benimle oyun oynadığını düşünmek beni
daha da fazla kızdırıyordu hayatım pahasına savunmayi bir kenara bırakıp
tüm gücümle saldırdım karşımda geri çekilerek darbelerimi karşılamaya
devam etti ,ayakta zor durur bir hale gelmem uzun sürmedi ve geldigini dahi
görmediğim bir tekme ile yüz üstü yere yuvarlandım. Kılıcım elimden fırlayıp gitmişti.
Kalkmak için ümitsizce debelendiğimde ise soğuk çeliği boğazımda hissettim.
Darbenin gelmesini bekledim ama gelmedi birkac saniye sonra ne oldugunu
anlamak icin kafami kaldırdığımda ise o gitmişti...
Önce kapıya takılı kalan askeri kurtardım biraz kan kaybetmişti ama yaşayacaktı
sonra birlikte yerde yatan arkadaşını kaldırdık ensesindeki irice şişliğin haricinde birseyi yoktu..Askerlerden ayrildiktan sonra olanları düşündüm bu hikayede ters olan birşeyler vardı. Hollow denen yaratık bizi öldürmemişti ayrıca yaptığı hareketler sadece öldürmek için etrafta dolanan bir canavardan çok durum muhakemesi yapan bir amaç doğrultusunda hareket eden birine benzemesi de işleri iyice karmaşık bir hale getiriyordu. Sonuç olarak Athiesus ölmüştü ve yaratık hala serbestti.
Bu düşüncelerle Valerion&un yanına gittim. Beni gördüğünde yüzündeki ilk
ifade hayalet görmüs gibi idi. Athiesusla aramizda geçenleri ve sonrasında yaratıkla yaptığımız mücadeleyi ve nasıl kurtulduğumuzu anlattım, ve ardından Athiesus&un anlattığı olayda çocukların ölümünün bir kaza olmadığını düşündüğümü ama tam olarak bilmeceyi çözemediğimi soyledim. Bir süre sessiz kalmasından bir sey söylemeye hazırlandığını sandım fakat hazırlamakta olduğu büyüyü farkettiğimde çok geçti..
Bir anda oldugum yerde hareketsiz kala kaldım göz kapaklarımı bile oynatamıyordum.
Beni gafil avlamıştı. Bu kez beni öldürecek olan büyüyü yapmak için
ellerini havaya kaldırıp sihirli kelimeleri söylemeye başlamıştı ki Hollow yanında belirdi. İkiz kılıçlar şimşek gibi çaktı ve büyücünün cansız bedeni yere düştü onun ölmesiyle bende büyünün etkisinden kurtulup olduğum yere yığıldım. Kafam tamamen karışmıştı hiç bir şey düşünemiyordum.
"Beni neden öldürmüyorsun?" diye sordum o anda aklıma gelen tek soru buydu.
"Ben bir katil degilim" dedi yaratik
"Masum küçük insanlar kılıcımla öldüler ama irademle degil..."
"Büyücülerin seni kullandığını anlıyorum amacın onlardan intikam almakmıydı?"
bir süre cevap vermedi sonra;
"Sadece hakettikleri cezayı almalarını istedim."
"Nasıl olacaktı bu?"
"Suçlarını itiraf etmelerini istedim."
"??....."
"Çocukların katledilmesini Valerio planladı sadece para için yaptı
bazılarının menfaatlerine ters hareket eden bir babanın masum çocuklarıydılar sadece
ve bu yüzden öldüler.
"Valerio bunun bir kaza olduğuna onları nasıl inandırdı?"
"Valerio nun üzerimde tam kontrol sağlayabilmesi için diğerlerinin gücüne ihtiyaci
vardı bu yüzden onları kullandı. Hareketlerimi sadece o yönlendiriyordu diğerlerinin
bir etkisi yoktu ama onlar bunu bilmiyorlardı benim meydana getirilişim sırasında
Valerionun yaptigi bir hile idi bu."
"O zaman diger büyücüler masumdular peki onlari neden öldürdün?"
"Ramonu Valerionun adamlari öldürdü sanirim bir sekilde Beni Valerionun
yönlendirdiğini ve çocukların ölümünden onun sorumlu olduğunu öğrenmişti"
"ya Athiesus?"
"Athiesusa kanuna teslim olmasini istemek için gittim ama beni görünce
korkuya kapılıp ayağı tökezledi ve camdan aşağı düştü. Tam o anda sen
ve adamların geldiniz o vaziyette beni dinlemiyeceğinizi biliyordum ama
hiç birinizi öldürmedim veya kalıcı bir zarar vermedim."
gerçekten şoktaydım. Hollow devam etti;
"Valerioyu da öldürme niyetiyle gelmedim buraya ölümü defalarca kere haketmiş olmasına rağmen tek amacım adil bir mahkeme ile cezasının verilmesi idi..."
"Ama yapmasaydın sanırım ben ölmüş olacaktım.."
Ona tesekkur etmek istedim fakat tahmin ediceğiniz gibi arkamı döndüğümde orada deildi onu bir daha hiç görmedim. Ancak son olarak şunu söylemeliyimki zannedersem Karanlık ormandaki siyah pelerinli bir gezgin ile ilgili hikayeler o tarihten
sonra anlatılmaya başlanmıştır..
Ve derlerki bu kişi ormanda zaman zaman yanlız dolaşan gençleri izler hatta onlara eşlik edip kollarmış..."
görebiliyordum. At üzerinde iki gün ve gece geçirdikten sonra sonunda
şehre vardım. Büyücüler loncasına mensup bir ustanın ölümünü araştırmak üzere
gönderilmiştim.Büyücüler Loncası tüm krallıktaki en prestijli kurumlar
arasinda yer aliyordu ve bu güne kadar hiç bir Kralın Büyücüler Loncasının desteği olmaksızın tahta oturmadığı biliniyordu.
Böylesine önemli bir mevkide meydana gelen karışıklık Kralıda yakından ilgilendirmiş ve Amirlerime derhal olayı çözmek üzere bir savcının görevlendirilmesi emrini vermişti.
Archmage Ramon'un cesedi şişmiş bir halde nehirde yüzerken bulunmuştu. Yaptıgım ön incelemede geniş yuzeyli bir silah ile muhtemelen bir kısa kılıç veya balta ile açılmış yaralar tespit ettim. Olay hakkında soruşturma yapmak icin Büyücüler Loncasının yolunu tuttum.
Lonca üç Archmage yani Usta Valerio, Usta Athiesus ve Usta Ramon tarafindan yönetilmekteydi. Öncelikle Valerio ile konuştum.
Beni güleryüzle karşıladı ve burada olmamdan dolayı duyduğu memnuniyeti ifade etti.
"Onu nasıl yakalamayı düşünüyorsunuz? Emin olun bu pek kolay olmayacak." dedi.
Şaşırmıştım.
"Onun kim oldugunu biliyor gibi konuştunuz" dedim.
Bir süre yüzüme baktı sonra;
"Aslında evet, biliyorum ama bu bir sır deil bu çevredeki herkes bunu biliyor.."
"Benim de bilmemde bir sakinca yok umarim?"
"Hollow.." dedi. "Şeytani güce sahip bir iblis, bir yaratık diyebiliriz onun için. Yıllar önce onu büyü ile bağlamış fakat yok etmek bizim gücümüzü aştığı için toprağın yetmiş metre kadar altında taştan yapılma bir mezara hapsetmiştik. Ancak geçen hafta mezarın parçalandığını ve onun içerde olmadığını gördük bizlere karşı büyük
bir kin beslediğine şüphe yok ve ilk kurban olarak zavallı Ramon'u seçti..."
Akşam üstüne doğru Athiesus&u ziyaret ettim. Önce görüşmek istemedi ancak kralın
emriyle kendisini zorla konuşturma hakkımın bulunduğunu söyleyince kapıyı açtı
gözlerinden uzun zamandır uyumamış olduğu anlaşılıyordu.
"onun hakkında neler biliyorsunuz?" diye sordu. Bildiklerimi anlattim. Bir süre ikimizde
konuşmadik sonra;
"Artık bunu daha fazla saklamanin anlamı yok'
dedi devam etmesini söylediğimde gerçekten göründüğü gibi olmayan bir durumla karşı karşıya olduğumu anladım.
"Yıllar önce Güçlerimizi geliştirmek icin yaptığımız deneyler sırasında biz yarattık onu..Mükemmel bir katilin yeteneklerini verdik ona tüm silahları mükemmel bir şekilde kullanabilir kimseye görünmeden istediği yere girip çıkabilir dümdüz bir duvara rahatça tırmanır ve günlerce hiç yorulmadan savaşabilir. Vücuduna ait bir
parçayı koparsanız dahi kendini iyileştiricektir aldığı yaralar onu yavaşlatmaz insanları etkileyen hiç bir büyüden etkilenmez, korku yada acı duymaz ve asla vazgeçmez..Ancak bilincine tamamen biz hükmediyorduk. Onu düşünce gücüyle yönetebiliyor büyülü bir cam küre vasıtasıyla onun gözlerinden görüyorduk. İlk başta bizim için bir oyuncak gibiydi. Onu etrafta dolaştırıyor üzerinde deneyler yapıyorduk düşünce gücüyle kontrol yeteneklerimizi test etmek için kullanıyorduk onu taki o geceye kadar.. Krala baş kaldıran bir Lordun evine gittik Valerio sadece onları korkutacağımızı soylemişti fakat içeriye girdikten sonra bir anda o silahlarini çekti ve bir kaç saniye içinde içerdeki herkez kanlar içinde yere serilmişti. Onlar sadece çocuktular babaları olan Lordun varisleriydiler şoka girmiştik hemen onu laboratuara geri getirdik. Bir kaç gün sonrada Valerio Kral vekilinin bu kazadan dolayı bizleri bağışladığını ancak Hollow&u derhal yok etmemiz gerektiğini söyledi sonrada sizinde bildiğiniz yer altı mezarına gömdük onu, sanki böyle bir deney hiç yapılmamış gibi onunla ilgili herşeyi yokettik fakat tanrı yaptıklarımızı asla unutmadı ve şimdi kendi suç aletimizi bizi cezalandirması için gönderdi bizler ölümü hakettik ve o cezamızı uygulamak icin geri döndü.."
Ona teşekkür edip yanından ayrıldım kafamda düşünceler dönüp duruyordu
Akşam olmuştu ve karnımda acıkmıştı, kalmakta olduğum hana gittim. Akşam yemeği
olarak biraz kuru ekmekle peynir ve yaninda ısıtılmış şarap içtikten sonra
Şehir güvenliğine bağlı askerlerden tecrübeli iki tanesini yanıma alıp tekrar Athiesus&
un kulesine yöneldim eger katil onu ulaşmaya çalışacaksa geldiğinde onu bekliyor olmayı istiyordum Athiesus&un yaşadığı kuleye vardığımda kapının açık olduğunu gördüm bu hoşuma gitmemişti yanımdaki askerlere sessiz olmalarini işaret ettikten sonra merdivenleri tırmandım daha once onunla konuştuğumuz odanin kapısına ulaştığımda içeriden büyük bir gürültüyle birlikte pencere camlarının kırılma sesi duyuldu kapıyı açtım ve onu gördüm. Başlığı yüzünü yada yüzü olması gereken bölgeyi örten bir pelerin giyiyordu belinin iki yanında iki kısa kılıç asılıydı. Cesaretimi toplayıp sesimi titretmemeye çalışarak ;
"Kral adına seni tutukluyorum silahlarını bırak ve teslim ol!" dedim. Hareket etmedi. Ben ve iki Asker kılıçlarımızı çekmiştik. Ona doğru bir kaç adım atarak etrafını çevirmeye çalıştık. Arkasından yaklaşan asker kılıcını Hollowun başına doğru savurdu, fakat o inanılmaz bir hızla sol tarafındaki kısa kılıcı sağ eliyle çekerek askerin darbesini karşıladı çeliğin çelikle çarpışma sesi kale duvarlarında yankılandı ve insan üstü bir çabuklukla belinin arka tarafından bir hançer çıkararak askerin omzuna sapladi hancer omzunu delip arkadaki ahsap kapıya girmişti. Asker ,acıyla bağırarak hançeri çıkarmaya çalıştı ama yapamadı. Arkadaşının durumunu
gören diğer asker bir savaş cığlığı atarak Hollow un üstüne saldırdı Hollow ikiz
kılıç larını çekmiş bir halde onu karşıladı. Asker uzun kılıcının sivri ucunu
saplamak üzere hızla hamle yaptı. Kılıcın Hollowa deyip deymediğini tam olarak
söyleyemeyecegim o kadar ani yana çekildi ki sanki kaybolup yan tarafta
ortaya çıkmış gibi göründü son derece seri bir şekilde kendi silahlarından
biriyle askerin kılıcını boşa alıp diğeriyle balyoz gibi bir dabre indirdi
askerin uzun kılıcı kabzaya yakın bir yerden kesilmişti. Bir an kimse hareket etmedi
Kılıcın yanlızca sapi elinde kalan asker ve ben bir iki saniye kadar bir süre
durumu kavramaya çalıştık. Sonra takip edebileceğimizden daha çabuk bir
hareketle kendi etrafinda dönerek sağ elindeki kılıcın kabzasıyla askerin ensesine cok
sert, katı bir darbe indirdi asker hic bir ses çıkaramadan yere yığılmıştı.
hayatta olup olmadığını bilemiyordum.
Şu durumda sıranın bana geldiği belliydi duyduğum korkuyu kafamdan atmaya
çalışarak saldırdım. Boyle bir varlığa karşı savaşmak bir duvara karşı savaşmak gibiydi. Bütün vuruşlarımı daha çıkarken karşılıyor ama karşı atak yapmıyordu ki istese yapabileceğinden hiç kuşkum yoktu benimle oyun oynadığını düşünmek beni
daha da fazla kızdırıyordu hayatım pahasına savunmayi bir kenara bırakıp
tüm gücümle saldırdım karşımda geri çekilerek darbelerimi karşılamaya
devam etti ,ayakta zor durur bir hale gelmem uzun sürmedi ve geldigini dahi
görmediğim bir tekme ile yüz üstü yere yuvarlandım. Kılıcım elimden fırlayıp gitmişti.
Kalkmak için ümitsizce debelendiğimde ise soğuk çeliği boğazımda hissettim.
Darbenin gelmesini bekledim ama gelmedi birkac saniye sonra ne oldugunu
anlamak icin kafami kaldırdığımda ise o gitmişti...
Önce kapıya takılı kalan askeri kurtardım biraz kan kaybetmişti ama yaşayacaktı
sonra birlikte yerde yatan arkadaşını kaldırdık ensesindeki irice şişliğin haricinde birseyi yoktu..Askerlerden ayrildiktan sonra olanları düşündüm bu hikayede ters olan birşeyler vardı. Hollow denen yaratık bizi öldürmemişti ayrıca yaptığı hareketler sadece öldürmek için etrafta dolanan bir canavardan çok durum muhakemesi yapan bir amaç doğrultusunda hareket eden birine benzemesi de işleri iyice karmaşık bir hale getiriyordu. Sonuç olarak Athiesus ölmüştü ve yaratık hala serbestti.
Bu düşüncelerle Valerion&un yanına gittim. Beni gördüğünde yüzündeki ilk
ifade hayalet görmüs gibi idi. Athiesusla aramizda geçenleri ve sonrasında yaratıkla yaptığımız mücadeleyi ve nasıl kurtulduğumuzu anlattım, ve ardından Athiesus&un anlattığı olayda çocukların ölümünün bir kaza olmadığını düşündüğümü ama tam olarak bilmeceyi çözemediğimi soyledim. Bir süre sessiz kalmasından bir sey söylemeye hazırlandığını sandım fakat hazırlamakta olduğu büyüyü farkettiğimde çok geçti..
Bir anda oldugum yerde hareketsiz kala kaldım göz kapaklarımı bile oynatamıyordum.
Beni gafil avlamıştı. Bu kez beni öldürecek olan büyüyü yapmak için
ellerini havaya kaldırıp sihirli kelimeleri söylemeye başlamıştı ki Hollow yanında belirdi. İkiz kılıçlar şimşek gibi çaktı ve büyücünün cansız bedeni yere düştü onun ölmesiyle bende büyünün etkisinden kurtulup olduğum yere yığıldım. Kafam tamamen karışmıştı hiç bir şey düşünemiyordum.
"Beni neden öldürmüyorsun?" diye sordum o anda aklıma gelen tek soru buydu.
"Ben bir katil degilim" dedi yaratik
"Masum küçük insanlar kılıcımla öldüler ama irademle degil..."
"Büyücülerin seni kullandığını anlıyorum amacın onlardan intikam almakmıydı?"
bir süre cevap vermedi sonra;
"Sadece hakettikleri cezayı almalarını istedim."
"Nasıl olacaktı bu?"
"Suçlarını itiraf etmelerini istedim."
"??....."
"Çocukların katledilmesini Valerio planladı sadece para için yaptı
bazılarının menfaatlerine ters hareket eden bir babanın masum çocuklarıydılar sadece
ve bu yüzden öldüler.
"Valerio bunun bir kaza olduğuna onları nasıl inandırdı?"
"Valerio nun üzerimde tam kontrol sağlayabilmesi için diğerlerinin gücüne ihtiyaci
vardı bu yüzden onları kullandı. Hareketlerimi sadece o yönlendiriyordu diğerlerinin
bir etkisi yoktu ama onlar bunu bilmiyorlardı benim meydana getirilişim sırasında
Valerionun yaptigi bir hile idi bu."
"O zaman diger büyücüler masumdular peki onlari neden öldürdün?"
"Ramonu Valerionun adamlari öldürdü sanirim bir sekilde Beni Valerionun
yönlendirdiğini ve çocukların ölümünden onun sorumlu olduğunu öğrenmişti"
"ya Athiesus?"
"Athiesusa kanuna teslim olmasini istemek için gittim ama beni görünce
korkuya kapılıp ayağı tökezledi ve camdan aşağı düştü. Tam o anda sen
ve adamların geldiniz o vaziyette beni dinlemiyeceğinizi biliyordum ama
hiç birinizi öldürmedim veya kalıcı bir zarar vermedim."
gerçekten şoktaydım. Hollow devam etti;
"Valerioyu da öldürme niyetiyle gelmedim buraya ölümü defalarca kere haketmiş olmasına rağmen tek amacım adil bir mahkeme ile cezasının verilmesi idi..."
"Ama yapmasaydın sanırım ben ölmüş olacaktım.."
Ona tesekkur etmek istedim fakat tahmin ediceğiniz gibi arkamı döndüğümde orada deildi onu bir daha hiç görmedim. Ancak son olarak şunu söylemeliyimki zannedersem Karanlık ormandaki siyah pelerinli bir gezgin ile ilgili hikayeler o tarihten
sonra anlatılmaya başlanmıştır..
Ve derlerki bu kişi ormanda zaman zaman yanlız dolaşan gençleri izler hatta onlara eşlik edip kollarmış..."
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamıştır.
|
OylamalarOylama :![]()
Üyelerin oylama ortalaması (10 dışında) : Henüz Oylanmamış
Oylar: 0 |
Benzer Sayfalar
| Sayfalar | Yorumlar | Gönderen | Tarih |







