Balıkçı Throth Alaca karanlıkta Okyanus'un dalgalarını âdeta ahenkle dans ettiren o hırçın rüzgarın esintisi ile gece kadar siyah kıvırcık saçları şapkasının altında dalgalanıyordu. Uzun boylu, iri yapılı korsan sitili uzun bir palto giymiş, kafasında uzun tüylü şapkası olan bir balıkçı. Korsanlar arasında da saygınlığını kanıtlamış, zamanın en gaddar ve en korkusuz korsanı Anzo'nun mürettebatı'nın kaptanlığını uzun yıllar boyunca yapmıştır.
Britain'nin aşağısında altın renkli kumlarla bezenmiş olan denizin o eşsiz sahilinde denizin nemli havasından cürümeye yüz tutmuş ufak ama sıcak barakasında, herzamanki gibi geceden açıldığı sulardan sabahın o esen meltemi ile birlikte dönen yaşlı balıkçı " Bu Deniz Ana benimle hırçın rüzgar, bütün balıklar sanki ağıma yakalanmak için can atıyor. Sende şu yelkenlerimi dalgalandırda bir an önce taze balıkalrımı satıyım..." geceden avladığı balıkları öğleden sonra Britain'de satmak için can atıyordu. Britain'de balıklarının bir kısmını satan Throth Yanına usulca yaklaşan bir gölgenin belirdiğini farkeder.
- Throth...
- Endişeli bir ses tonu ile " Kim Var Orda!"
- Sana Anzodan bir haber getirdim.
- Sende Kimsin. Işığa yaklaşta yüzünü göreyim.
Siyahlara bürünmüş bir hayalet gibi bembeyaz derisi dövmeyle kaplıydı, kara cübbesi geniş ve tuhaf bir şekilde yüzünün görünmesini engelliyordu.
- * Saygıyla eğilip reverans'ını yapar * Bana Bay Takip derler, Ben Anzo'nun elçisiyim.
- O yaşlı budala jack'e ne oldu.
- Bundan bir yıl önce Delucia civarında ölü bulundu hala bunu kimin yaptığını kimse bilmiyor.
- "Hımm" O iyi bir korsandı. Deniz Ana diğer tarafta onun ruhuna yol göstersin.
- Başını önüne eğerek göz ucu ile baktığı balıkçıya " Buraya Anzo'nun bir teklifini iletmek için geldim.
- O yaşlı Kurt benden ne isteyebilir ki.
- Sana geri çeviremiyeceğin bir teklifi var, * Cübbesinin içinde karanlıkta olan yüzü sinsi bir tebesüm ile hareketlendi*
- Uzun yıllar boyunca Anzo'ya hizmet ettim ve artık korsan değilim sadece gördüğün gibi bir balıkçıyım.
Throth tam arkasını dönüp gitme başlamıştı ki, Siyah cübbesinin içinde hayalete benzeyen Takip...
- Teklifini merak etmiyormusun Throth !! Dünyalar güzeli karını kimin öldürdüğünü bilmek istemiyormusun...
Throt kınından çıkardığı bıcağını bir anda Elçinin boğazına dayadı. " Söyle Ne Biliyorsun. Söyle dedim sana, Söyle!!". Beni öldürürsen bunu hiçbir zaman öğrenemezsin Throth.
- Dünyalar güzeli Angelicamı kim öldürdü...* Gözünden bir damla yaş ay ışığında parlayarak bıçağının üstüne düştü*
- Eğer bıçağını boğazımdan çekip bir az sakinleşirsen Anzo'nun teklifini söylicem.
- Tamam Kahrolası söyle neymiş teklifi.
- Delucia civarında bir gurup korsan geçenlerde bir parşömen bulmuşlar, bu parşömende Taranis'in saklı hazinesinin yeri çiziliymiş. Bu haritayı en büyük korsanlardan Kara sakalın çizdiği söyleniyor.
- "Hımm" Peki emrinde binlerce adamı varken bu görev için neden beni seçti ?
- Karını öldürenlerden biride bu parşömeni bulan korsanların lideriyim diyen bir korsan.
- Kimbu korsan adı ne?
- Kendine Pikas diyor.
- Nerde bulurum bu Pikası Söyle!
- Teklifi Kabul ediyormusun, Etmiyormusun?
- Ediyorum ama bir şartla Karımı öldürenleri bulmamda bana yardımedeceksin, hazine umrumda değil hepsi sizin olsun.
- O halde iki gün sonra Ocllo limanıda ol, yanına yolculukta kullanıcağın eşyalarınıda almayı unutma uzun bir yolculuk olucak.
Bay Takip gecenin karanlığında bir gölge gibi usulca kayboldu. Throth Britain şehrinin tavernasının kapısını yavaş açtı ve içeriye bir göz attıktan sonra kalabalıkta yürüyeceği yolu belirledi ve bir masaya oturdu. İçerden bir adam; Hancı Bu gece bütün içkiler benden diye seslendi. Tavernadaki sessizlik bir anda gülüşmelerle bozuldu.
- Hancı: Hoşgeldin Throth...
- Hancı Sepetimdeki Balıkları al
- Hancı: Bugün avın iyi geçti sanırım
- Deniz Ana bugün benim arkamdaydı, Sankı bütün balıklar Ağıma takılmak için can atıyor gibiydi.
- Hancı: Hadi bir içki al kendine bugün içkiler Barda Oturan adamdan.
- Hımm, Ozaman Balıklarıda pişirde yemeklerde benden olsun hancı, Bereketli geçen avımın şerefine.
- Hancı: Büyük Anamızın şerefine.
Hancı balıklarıda alıp barına dönerken tavernadaki güzel kızlar Throth'a bakıyorlar ve aralarında fısıldaşıyorlardı, içlerinden biri Throth'un masasına yaklaştı;
- "Yakışıklı balıkçı masanıza oturabilirmiyim"
- Hiç havamda değilim Meyla bu akşam olmaz.
- Ne oldu Hayalet görmüş gibisin
- Onun gibi birşey, az önce çok eskilerden yanında çalıştığım adam bana bir teklifte bulundu.
- Sen herzaman balıkçı değilmiydin, bir balıkçı kimin emrinde çalışabilir ki ?
- Hayır ben herzaman bir balıkçı değildim güzel Meyla... Ben bir korsandım Sosaria üzerindeki her yeri gezdim ve gittiğim her yerde arkamda bir hüzün bıraktım. Ben nereye elimi atsam orada bir hüzün bırakıyorum bu benim lanetim.
- Meyla çok şaşırır " Peki neden bunu bana daha önce söylemedin!"
- Söylemedim çünkü bunu son zamanlarda kendime bile söyleyemiyordum taki bu geceye kadar.
- Peki neden korsanlıktan vazgeçtin...
- Bundan yıllar önce ben korsanken her gün sosariada başka bir limanı yağmalardık bir gün Moonglow şehrindeki limanı mürettebatım ile birlikte yağmalamaya gittiğimizde bütün Moonglow limanını alt üst ettik neredeyse ordaki herseyi yağmaladık ve mürettebatımdaki hasta insanlar için bende şifa iksirleri yapan bir dükkana girdim. Dükkandaki adam arkası dönük bir şekilde;
- Hoşgeldin yabancı ! Sana nasıl yardımcı olabilirim !
- Ne kadar şifa iksirin varsa hepsini bir sandığın içine doldur...
- * Hızla arkasını dönen adam* ben hazırda şifa iksiri bulundurmam genç adam,
- Bana Yalan söyleme Yaşlı adam!
- Şifa iksirleri çabuk bozulduğu için ihtiyaç duyulduğu anda yaparım.
Tam bu sırada içerden yaşlı adamın kızı yarıya kadar çekilmiş perdenin arkasından " Baba Kim Geldi" diyerek çıktı. O anda gözlerimde parıltılı bir ışık belirdi ve içeri o girdi.
- O kim Throth ?
- Sabırlı olursan anlatıcam güzel Meylam...
Altın rengi kumlardan bile daha sarı teninin üstünde uzun bir büyücü cübbesi ve kafasında büyük bir kukuletası olan genç kız içeri girdiği anda, genç korsanı ilk görüşünde ürker ve;
- Baba bu adamda kim?
- Genç korsan; Ben sosariada ki en gözükara korsan Throth * genç kızın Önünde kafası ile ufak bir reverans yapar*
- Genç kız korkusuz bir şekilde memnun oldum genç korsan Throth... * Genç kız aynı nezaketle eğilerek reveransını yapar*
- Yaşlı adam " Aradığın şey burda yok genç korsan"
- Yanılıyorsun Yaşlı Adam ben aradığımı buldum...
- Yaşlı adam "Hayır buna asla izin vermem, kızımı benden alamazsın"
Bir hamle ile kızı belinden yakalayan Throth omzuna attı kızı ve kapıya doğru yürümeye başladı. Tam bu sırada yaşlı adamın bir büyü yapmaya çalıştığını anlayan Throth kılıcını kınından çekip adamın tam kalbine sapladı.
- Meyla " Ee sonra ne oldu Throth adam öldümü"
- Evet genç kızın babası öldü bunu gören kız çok tiz bir sesle çığlık attı ve ağlamaya başladı.
Throth genç kızı gemisindeki özel kamarasına ***
ürdü genç kız babasının ölümü ile adeta yıkılmıştı ağlamaktan ve bağırmaktan yorgun düşen genç kız Throth'un yatagında sızdı, Uyandığında bulunduğu odaya şöyle bir göz gezdirdi oda sadece tel bir mum ışığı ıle aydınlanıyordu. ayağa kalkmaya çalışırken kamaranın en karanlık köşesinde bir koltukta oturan Throth'u gördü.
- Throth "Uyandın demek"
- Nezamandan beri uyuyorum,
- Neredeyse bir gündür uyuyorsun.
- Neredeyim ben.
- Benim nacizane ufak gemimin kaptan Kamarasındasın.
- Ya Babam, babam nerde.
- O öldü.
- Neden, Neden öldürdün onu... Kahrolası adam.
- Ben onu öldürmeseydim o beni öldürecekti, korsanlığa başladığımda ilk öğrendiğim şey " Asla kımsenin seni öldürmesine izinverme" olmuştu.
- Bu geçerli bir nedenmi sence.
- Benim açımdan evet.
- Peki neden benide öldürmedin,
- Sen hem çok güzelsin, hemde benim bir şifacıya ihtiyacım vardı. Yaşlı babanı alamazdım.
- Benim sana yardım edeceğimi nerden çıkardın babamın katiline neden yardımedeyimki.
- Orda bana bakışlarını gördüm, benimde sana nasıl baktığımı gördün,
- Bu bir neden değil.
- Evet değil ama sanki seni orda ilk gördüğümde Yıldırım Tanrılarının beynime yıldırımlarını fırlattığını hissettim. Seninle benim aramda bir bağ var, sanki seni yıllardır tanıyormuş gibi hissettim o anda. Bunları sende hissettin yalan söyleme.
- Angelica!
- Ne?
- Adım Angelica...
- Angelica Hımm... Çok güzel bir isimin var.
- Babam annemin ismini vermiş, o çok güzel bir kadınmış benimde onun kadar güzel olmamı istemiş.
Meyla bir anda " Yoksa bu o mu?"
- Evet güzel Meylam, Angelica benim karımdı.
- Ona ne oldu peki.
- Britain'nin aşağısında ufak bir kulübemiz vardı.
- Senin kıyıya yakın olan kulübenmi.
- Evet O, birgün Dünyalar güzeli Angelicam, gece alacakaranlıkta yıldızları yattığımız yerden izlerken;
- Throth sana güzel bir haberim var,
- Seni dinliyorum Apocalyptom,
- Sanırım baba oluyorsun...
- Aman Tanrım İnanmıyorum, Bu duyduklarım doğrumu Güzel Apocalyptom.
- Evet hayatım doğru küçük Throth sana baba dicek.
- Deniz Ana aşkına, Şükürler olsun.
O anda artık hayatımı bir düzene sokmama gerektiğini anladım ve sonkez Anzo'nun verdiği göreve gidip geri döndüğümde bırakıcağımı söyledim. Ertesi gün Anzonun yanına gittim.
- Throth kadim dostum bugün nasılsın,
- Sağol Anzo, Seninle birşey konuşmam lazım.
- Seni dinliyorum kadim dostum.
- Biliyorsun Anzo uzun yıllar boyunca senin yanında mürettebatına kaptanlık yaptım
- Evet Throth sen benim en güvendiğim adamsın dostumsun.
- Bugün çok güzel bir haber aldım, Karım hamile ve ben baba olucam,
- Kutlarım seni Throth, demek baba oluyorsun
- Evet Anzo Çok heycanlıyım, Hiç böyle bir heyecan hissetmemiştim ve bugün çok düşündüm baba olursam korsanlığı bırakmam gerekicek.
- Bunu Duyduğuma üzüldüm Halbuki yarın için sana bir görev vericektim, bu görevi senden başkasına veremem Throth en güvendiğim insan sensin.
- Tamm bu görevi kabul ediyorum ancak bir şartla,
- Söyle Throth Şartın neymiş
- Bu görevden sonra korsanlığı bırakıcam ve Güzel Angelicam ile huzurlu bir hayat geçirmek istiyorum.
- Tamam Throth Kabul ediyorum, Bu görevden sonra özgürsün.
- Sağol Anzo beni anlıcağını biliyordum.
- Ancak sana bu görevde Jack yardımedecek.
- Elçin Olan Yaşlı Jack mi?
- Evet
- Neden onun bu görevle ne ilgisi var,
- Rotanız üzerinde bir adaya uğramanız gerekicek. Jack orda benim istediğim bir seyi arıcak, zaten göreviniz bu Throth...
- Anlaşıldı Patron.
Throth evine döndüğünde güzel Angelica onu Kapıda karşılar.
- Konuştunmu,
- Evet konuştum, son bir göreve daha gitmem lazım ondan sonra özgürüm bebeğim.
- Peki nekadar sürcek bu görev.
- Bilmiyorum güzel Angelicam, belki birkaç hafta belkide bir kaç ay.
- Nekadar.
- En az 4 ay sürebilir. Ben yokken kendine çok dikkat et sana göz kulak olması için mürettebatımdan güvendiğim birini bırakıcam hemen yukarıda konaklaya bileceği bir kulube var ihtıyacın olduğunda seslenebileceğin kadar yakın.
- Nezaman gidiceksin.
- Gece yarısı yola çıkıcaz.
- Dikkatli ol.
- Seni Seviyorum Dünyalar güzeli Angelicam.
- Bende seni seviyorum tatlım.
Throth göreve gideli neredeyse 5 ay olmuştu ve Angelicayı çok merak ediyordu, bebek doğmuşmuydu acaba kızmı olmuştu erkekmi, bunları düşündükçe çıldırcak gibi olan Throth görevi yarıda kesip geri dönmek istedi. jack önce buna karşı çıktı Throth'un ısrarlarından sonra kabul etti ve geri döndüler. Throth eve geri döndüğünde Dünyalar güzeli Angelicanın Kanlar içinde yatan bedenini görünce deliye döndü ama artık onun için yapabileceği bir sey yoktu. O ölmüştü. Artık Throth için bu dünyanın bir anlamı kalmamıştı ama o gece güzel Angelicaya bunu yapanlardan öcünü almak için yemin etti. Angelicayı Kulübenin Yakınında Ormanın içinde büyük bir ağacın altına altına gömdü. Gömerken içindeki intikam ateşi okadar sıcaktıki volkanın içinde kaynayan lavlardan bile daha sıcaktı neredeyse bu sıcaklıktan hergün yüregi acıyordu ancak bu acıya alışan Throth O günden sonra korsanlığı bırakıp balıkçılık yapmaya başladı.
- Meyla " Bu zamana kadar hiç anlatmamıştın"
- Bunu kendime bile hatırlatmak istemiyordum,
- Peki Karını öldürenleri buldunmu,
- Hayır, Ama bugün aldığım bir duyum bana intikam almam için bir kıvılcım yaktı.
- Yani gidicekmisin buralardan
- Bir süre buralarda olmıcam güzel Meylam.
- Seni bir daha nezaman görücem.
- Deniz Ana beni nezaman bu kıyılara sürüklerse ozaman! nezaman sürüklerse ozaman.
- Ozaman Deniz Anamızın Şerefine.
Tavernadaki herkez bir ağızdan Deniz Anamızın şerefine diye bağırdı.
Britain'nin aşağısında altın renkli kumlarla bezenmiş olan denizin o eşsiz sahilinde denizin nemli havasından cürümeye yüz tutmuş ufak ama sıcak barakasında, herzamanki gibi geceden açıldığı sulardan sabahın o esen meltemi ile birlikte dönen yaşlı balıkçı " Bu Deniz Ana benimle hırçın rüzgar, bütün balıklar sanki ağıma yakalanmak için can atıyor. Sende şu yelkenlerimi dalgalandırda bir an önce taze balıkalrımı satıyım..." geceden avladığı balıkları öğleden sonra Britain'de satmak için can atıyordu. Britain'de balıklarının bir kısmını satan Throth Yanına usulca yaklaşan bir gölgenin belirdiğini farkeder.
- Throth...
- Endişeli bir ses tonu ile " Kim Var Orda!"
- Sana Anzodan bir haber getirdim.
- Sende Kimsin. Işığa yaklaşta yüzünü göreyim.
Siyahlara bürünmüş bir hayalet gibi bembeyaz derisi dövmeyle kaplıydı, kara cübbesi geniş ve tuhaf bir şekilde yüzünün görünmesini engelliyordu.
- * Saygıyla eğilip reverans'ını yapar * Bana Bay Takip derler, Ben Anzo'nun elçisiyim.
- O yaşlı budala jack'e ne oldu.
- Bundan bir yıl önce Delucia civarında ölü bulundu hala bunu kimin yaptığını kimse bilmiyor.
- "Hımm" O iyi bir korsandı. Deniz Ana diğer tarafta onun ruhuna yol göstersin.
- Başını önüne eğerek göz ucu ile baktığı balıkçıya " Buraya Anzo'nun bir teklifini iletmek için geldim.
- O yaşlı Kurt benden ne isteyebilir ki.
- Sana geri çeviremiyeceğin bir teklifi var, * Cübbesinin içinde karanlıkta olan yüzü sinsi bir tebesüm ile hareketlendi*
- Uzun yıllar boyunca Anzo'ya hizmet ettim ve artık korsan değilim sadece gördüğün gibi bir balıkçıyım.
Throth tam arkasını dönüp gitme başlamıştı ki, Siyah cübbesinin içinde hayalete benzeyen Takip...
- Teklifini merak etmiyormusun Throth !! Dünyalar güzeli karını kimin öldürdüğünü bilmek istemiyormusun...
Throt kınından çıkardığı bıcağını bir anda Elçinin boğazına dayadı. " Söyle Ne Biliyorsun. Söyle dedim sana, Söyle!!". Beni öldürürsen bunu hiçbir zaman öğrenemezsin Throth.
- Dünyalar güzeli Angelicamı kim öldürdü...* Gözünden bir damla yaş ay ışığında parlayarak bıçağının üstüne düştü*
- Eğer bıçağını boğazımdan çekip bir az sakinleşirsen Anzo'nun teklifini söylicem.
- Tamam Kahrolası söyle neymiş teklifi.
- Delucia civarında bir gurup korsan geçenlerde bir parşömen bulmuşlar, bu parşömende Taranis'in saklı hazinesinin yeri çiziliymiş. Bu haritayı en büyük korsanlardan Kara sakalın çizdiği söyleniyor.
- "Hımm" Peki emrinde binlerce adamı varken bu görev için neden beni seçti ?
- Karını öldürenlerden biride bu parşömeni bulan korsanların lideriyim diyen bir korsan.
- Kimbu korsan adı ne?
- Kendine Pikas diyor.
- Nerde bulurum bu Pikası Söyle!
- Teklifi Kabul ediyormusun, Etmiyormusun?
- Ediyorum ama bir şartla Karımı öldürenleri bulmamda bana yardımedeceksin, hazine umrumda değil hepsi sizin olsun.
- O halde iki gün sonra Ocllo limanıda ol, yanına yolculukta kullanıcağın eşyalarınıda almayı unutma uzun bir yolculuk olucak.
Bay Takip gecenin karanlığında bir gölge gibi usulca kayboldu. Throth Britain şehrinin tavernasının kapısını yavaş açtı ve içeriye bir göz attıktan sonra kalabalıkta yürüyeceği yolu belirledi ve bir masaya oturdu. İçerden bir adam; Hancı Bu gece bütün içkiler benden diye seslendi. Tavernadaki sessizlik bir anda gülüşmelerle bozuldu.
- Hancı: Hoşgeldin Throth...
- Hancı Sepetimdeki Balıkları al
- Hancı: Bugün avın iyi geçti sanırım
- Deniz Ana bugün benim arkamdaydı, Sankı bütün balıklar Ağıma takılmak için can atıyor gibiydi.
- Hancı: Hadi bir içki al kendine bugün içkiler Barda Oturan adamdan.
- Hımm, Ozaman Balıklarıda pişirde yemeklerde benden olsun hancı, Bereketli geçen avımın şerefine.
- Hancı: Büyük Anamızın şerefine.
Hancı balıklarıda alıp barına dönerken tavernadaki güzel kızlar Throth'a bakıyorlar ve aralarında fısıldaşıyorlardı, içlerinden biri Throth'un masasına yaklaştı;
- "Yakışıklı balıkçı masanıza oturabilirmiyim"
- Hiç havamda değilim Meyla bu akşam olmaz.
- Ne oldu Hayalet görmüş gibisin
- Onun gibi birşey, az önce çok eskilerden yanında çalıştığım adam bana bir teklifte bulundu.
- Sen herzaman balıkçı değilmiydin, bir balıkçı kimin emrinde çalışabilir ki ?
- Hayır ben herzaman bir balıkçı değildim güzel Meyla... Ben bir korsandım Sosaria üzerindeki her yeri gezdim ve gittiğim her yerde arkamda bir hüzün bıraktım. Ben nereye elimi atsam orada bir hüzün bırakıyorum bu benim lanetim.
- Meyla çok şaşırır " Peki neden bunu bana daha önce söylemedin!"
- Söylemedim çünkü bunu son zamanlarda kendime bile söyleyemiyordum taki bu geceye kadar.
- Peki neden korsanlıktan vazgeçtin...
- Bundan yıllar önce ben korsanken her gün sosariada başka bir limanı yağmalardık bir gün Moonglow şehrindeki limanı mürettebatım ile birlikte yağmalamaya gittiğimizde bütün Moonglow limanını alt üst ettik neredeyse ordaki herseyi yağmaladık ve mürettebatımdaki hasta insanlar için bende şifa iksirleri yapan bir dükkana girdim. Dükkandaki adam arkası dönük bir şekilde;
- Hoşgeldin yabancı ! Sana nasıl yardımcı olabilirim !
- Ne kadar şifa iksirin varsa hepsini bir sandığın içine doldur...
- * Hızla arkasını dönen adam* ben hazırda şifa iksiri bulundurmam genç adam,
- Bana Yalan söyleme Yaşlı adam!
- Şifa iksirleri çabuk bozulduğu için ihtiyaç duyulduğu anda yaparım.
Tam bu sırada içerden yaşlı adamın kızı yarıya kadar çekilmiş perdenin arkasından " Baba Kim Geldi" diyerek çıktı. O anda gözlerimde parıltılı bir ışık belirdi ve içeri o girdi.
- O kim Throth ?
- Sabırlı olursan anlatıcam güzel Meylam...
Altın rengi kumlardan bile daha sarı teninin üstünde uzun bir büyücü cübbesi ve kafasında büyük bir kukuletası olan genç kız içeri girdiği anda, genç korsanı ilk görüşünde ürker ve;
- Baba bu adamda kim?
- Genç korsan; Ben sosariada ki en gözükara korsan Throth * genç kızın Önünde kafası ile ufak bir reverans yapar*
- Genç kız korkusuz bir şekilde memnun oldum genç korsan Throth... * Genç kız aynı nezaketle eğilerek reveransını yapar*
- Yaşlı adam " Aradığın şey burda yok genç korsan"
- Yanılıyorsun Yaşlı Adam ben aradığımı buldum...
- Yaşlı adam "Hayır buna asla izin vermem, kızımı benden alamazsın"
Bir hamle ile kızı belinden yakalayan Throth omzuna attı kızı ve kapıya doğru yürümeye başladı. Tam bu sırada yaşlı adamın bir büyü yapmaya çalıştığını anlayan Throth kılıcını kınından çekip adamın tam kalbine sapladı.
- Meyla " Ee sonra ne oldu Throth adam öldümü"
- Evet genç kızın babası öldü bunu gören kız çok tiz bir sesle çığlık attı ve ağlamaya başladı.
Throth genç kızı gemisindeki özel kamarasına ***
ürdü genç kız babasının ölümü ile adeta yıkılmıştı ağlamaktan ve bağırmaktan yorgun düşen genç kız Throth'un yatagında sızdı, Uyandığında bulunduğu odaya şöyle bir göz gezdirdi oda sadece tel bir mum ışığı ıle aydınlanıyordu. ayağa kalkmaya çalışırken kamaranın en karanlık köşesinde bir koltukta oturan Throth'u gördü.
- Throth "Uyandın demek"
- Nezamandan beri uyuyorum,
- Neredeyse bir gündür uyuyorsun.
- Neredeyim ben.
- Benim nacizane ufak gemimin kaptan Kamarasındasın.
- Ya Babam, babam nerde.
- O öldü.
- Neden, Neden öldürdün onu... Kahrolası adam.
- Ben onu öldürmeseydim o beni öldürecekti, korsanlığa başladığımda ilk öğrendiğim şey " Asla kımsenin seni öldürmesine izinverme" olmuştu.
- Bu geçerli bir nedenmi sence.
- Benim açımdan evet.
- Peki neden benide öldürmedin,
- Sen hem çok güzelsin, hemde benim bir şifacıya ihtiyacım vardı. Yaşlı babanı alamazdım.
- Benim sana yardım edeceğimi nerden çıkardın babamın katiline neden yardımedeyimki.
- Orda bana bakışlarını gördüm, benimde sana nasıl baktığımı gördün,
- Bu bir neden değil.
- Evet değil ama sanki seni orda ilk gördüğümde Yıldırım Tanrılarının beynime yıldırımlarını fırlattığını hissettim. Seninle benim aramda bir bağ var, sanki seni yıllardır tanıyormuş gibi hissettim o anda. Bunları sende hissettin yalan söyleme.
- Angelica!
- Ne?
- Adım Angelica...
- Angelica Hımm... Çok güzel bir isimin var.
- Babam annemin ismini vermiş, o çok güzel bir kadınmış benimde onun kadar güzel olmamı istemiş.
Meyla bir anda " Yoksa bu o mu?"
- Evet güzel Meylam, Angelica benim karımdı.
- Ona ne oldu peki.
- Britain'nin aşağısında ufak bir kulübemiz vardı.
- Senin kıyıya yakın olan kulübenmi.
- Evet O, birgün Dünyalar güzeli Angelicam, gece alacakaranlıkta yıldızları yattığımız yerden izlerken;
- Throth sana güzel bir haberim var,
- Seni dinliyorum Apocalyptom,
- Sanırım baba oluyorsun...
- Aman Tanrım İnanmıyorum, Bu duyduklarım doğrumu Güzel Apocalyptom.
- Evet hayatım doğru küçük Throth sana baba dicek.
- Deniz Ana aşkına, Şükürler olsun.
O anda artık hayatımı bir düzene sokmama gerektiğini anladım ve sonkez Anzo'nun verdiği göreve gidip geri döndüğümde bırakıcağımı söyledim. Ertesi gün Anzonun yanına gittim.
- Throth kadim dostum bugün nasılsın,
- Sağol Anzo, Seninle birşey konuşmam lazım.
- Seni dinliyorum kadim dostum.
- Biliyorsun Anzo uzun yıllar boyunca senin yanında mürettebatına kaptanlık yaptım
- Evet Throth sen benim en güvendiğim adamsın dostumsun.
- Bugün çok güzel bir haber aldım, Karım hamile ve ben baba olucam,
- Kutlarım seni Throth, demek baba oluyorsun
- Evet Anzo Çok heycanlıyım, Hiç böyle bir heyecan hissetmemiştim ve bugün çok düşündüm baba olursam korsanlığı bırakmam gerekicek.
- Bunu Duyduğuma üzüldüm Halbuki yarın için sana bir görev vericektim, bu görevi senden başkasına veremem Throth en güvendiğim insan sensin.
- Tamm bu görevi kabul ediyorum ancak bir şartla,
- Söyle Throth Şartın neymiş
- Bu görevden sonra korsanlığı bırakıcam ve Güzel Angelicam ile huzurlu bir hayat geçirmek istiyorum.
- Tamam Throth Kabul ediyorum, Bu görevden sonra özgürsün.
- Sağol Anzo beni anlıcağını biliyordum.
- Ancak sana bu görevde Jack yardımedecek.
- Elçin Olan Yaşlı Jack mi?
- Evet
- Neden onun bu görevle ne ilgisi var,
- Rotanız üzerinde bir adaya uğramanız gerekicek. Jack orda benim istediğim bir seyi arıcak, zaten göreviniz bu Throth...
- Anlaşıldı Patron.
Throth evine döndüğünde güzel Angelica onu Kapıda karşılar.
- Konuştunmu,
- Evet konuştum, son bir göreve daha gitmem lazım ondan sonra özgürüm bebeğim.
- Peki nekadar sürcek bu görev.
- Bilmiyorum güzel Angelicam, belki birkaç hafta belkide bir kaç ay.
- Nekadar.
- En az 4 ay sürebilir. Ben yokken kendine çok dikkat et sana göz kulak olması için mürettebatımdan güvendiğim birini bırakıcam hemen yukarıda konaklaya bileceği bir kulube var ihtıyacın olduğunda seslenebileceğin kadar yakın.
- Nezaman gidiceksin.
- Gece yarısı yola çıkıcaz.
- Dikkatli ol.
- Seni Seviyorum Dünyalar güzeli Angelicam.
- Bende seni seviyorum tatlım.
Throth göreve gideli neredeyse 5 ay olmuştu ve Angelicayı çok merak ediyordu, bebek doğmuşmuydu acaba kızmı olmuştu erkekmi, bunları düşündükçe çıldırcak gibi olan Throth görevi yarıda kesip geri dönmek istedi. jack önce buna karşı çıktı Throth'un ısrarlarından sonra kabul etti ve geri döndüler. Throth eve geri döndüğünde Dünyalar güzeli Angelicanın Kanlar içinde yatan bedenini görünce deliye döndü ama artık onun için yapabileceği bir sey yoktu. O ölmüştü. Artık Throth için bu dünyanın bir anlamı kalmamıştı ama o gece güzel Angelicaya bunu yapanlardan öcünü almak için yemin etti. Angelicayı Kulübenin Yakınında Ormanın içinde büyük bir ağacın altına altına gömdü. Gömerken içindeki intikam ateşi okadar sıcaktıki volkanın içinde kaynayan lavlardan bile daha sıcaktı neredeyse bu sıcaklıktan hergün yüregi acıyordu ancak bu acıya alışan Throth O günden sonra korsanlığı bırakıp balıkçılık yapmaya başladı.
- Meyla " Bu zamana kadar hiç anlatmamıştın"
- Bunu kendime bile hatırlatmak istemiyordum,
- Peki Karını öldürenleri buldunmu,
- Hayır, Ama bugün aldığım bir duyum bana intikam almam için bir kıvılcım yaktı.
- Yani gidicekmisin buralardan
- Bir süre buralarda olmıcam güzel Meylam.
- Seni bir daha nezaman görücem.
- Deniz Ana beni nezaman bu kıyılara sürüklerse ozaman! nezaman sürüklerse ozaman.
- Ozaman Deniz Anamızın Şerefine.
Tavernadaki herkez bir ağızdan Deniz Anamızın şerefine diye bağırdı.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamıştır.
|
OylamalarOylama :![]()
Üyelerin oylama ortalaması (10 dışında) : Henüz Oylanmamış
Oylar: 0 |
Benzer Sayfalar
| Sayfalar | Yorumlar | Gönderen | Tarih |
| Korsan Pvp | 0 | gaddarkhalin | 06-12-2011 |
| Razor 1.0.0 (Eski Sürüm) | 0 | TheRaskol | 24-08-2009 |







