UO-Dev Arama


Yazar: Malice Deltoro
Tarih: 22-01-2010 12:47


Paylaş : Paylaş
Karakter Boyut :


GİTTİM VE DÖNDÜM




~Yolculuk Başlıyor~


Bugün Blingdenwald'dan yola çıkıyorum.Çok keyifli bir yolculuk olacak benim için.Herkesi özleyeceğim...Özellikle yeğenim Blegan'ı özledim bile.Ama yolculuğumdan kimseye söz etmedim; etmeyeceğim de.Biz Hobbitler, bir yolculuğa çıkarken genelde kimseye bahsetmeyiz.Böyle daha eğlenceli oluyor.Artık bunu bir yaşam tarzı gibi benimsedik.
Son hazırlıklarımı yapmak için mutfağa ilerlediğimde bile aklımda sadece o şehir vardı. Britain...Kendi tarlamda Blegan ile yetiştirdiğimiz meyvelerden biraz yanıma koydum.Ve artık yolculuğa hazırdım.En sevdiğim gömleğimi giydim ve en sevdiğim asamı alıp yola çıktım.Acaba yollar, bana ne gibi yeni maceralar bahşediyorlardı; meraklanıyordum.Ama yine de büyük merakımı saklayarak, yeni maceralara set geresim de yoktu.

~Uzun Kulaklılar~


Elf şehri Xiloscient'e doğru yola çıktım.Yolda beni görenler diğer buçukluklar nereye gideceğimi sorduklarında hepsine aynı yalanı söyledim."Dariman Kasabası'na doğru gidiyorum; bugün çok kalabalık oluyor.".Bunu dediğimde herkes ne manâ etmek istediğimi anlıyor ve pis pis sırıtıyorlardı.En sonunda Blingdenwald'dan çıktım.Xiloscient'e kadar süregiden topraklı, çamurlu, ama Xiloscient'e her yaklaşan adımda kaybolup yeşilliğe dönen yoldan rotamı çizdim. Yolda bir buçukluğu daha gördüm; Hardoll.Oturmuş dinleniyordu.Ona da diğer buçukluklara attığım yalanın aynısını attım.Sırıttı ve bana kendisinin de oraya gittiğini söyledi.Atlatmanın bir yolunu aradım ama bulamadım.Yol boyunca konuştuk.Sonunda Xiloscient'den Dariman'a doğru dönen o yol ayrımına geldik.Hemen bir yalan bulmam gerekiyordu yoksa maceralarıma geç kalacaktım.Bunu hiçbir şekilde istemiyordum.Zaten Hardoll'u da hiç sevmezdim.Ona ne yapsam bâkiydi.Dönüp de yolun kenarından başlayan büyük bir yokuşu farkettiğimde sinsi planlar geldi aklıma.Biraz daha ilerleyip sonundaki ırmağı gördüğümde aklımdaki sinsi planlar bir yumak halini aldı.Birden "Ne!Yoksa orada duran bir sandık altın mı!" diye bağırdım.Hardoll anlamadığım bir dilde konuşuyor gibi tepkiler verip hiç bakmadan uçuruma doğru atladı.Yuvarlandı yuvarlandı ve sonunda ırmak ile birleşti.Irmak az bir şiddetle akmasına rağmen Hardoll'u, Blingdenwald'a geri götürebilecek kadar da şiddetliydi.Şeytani bir gülümseme ile Hardoll'a veda bağırışlarımı yaptıktan sonra Xiloscient'e doğru yol aldım.Toprak yol artık tamamen kaybolmuştu.Sadece ağaçlar, çimenler... Hertaraf yemyeşimdi.Blingdenwald'dan bile daha yeşil...
Yavaş yavaş uzun kulaklılar gözlerime takılmaya başlamıştı.Şehrin devasa kalesi de artık görünürdeydi.Şehre iyice yaklaştım ve kale beni büyüledi.Blingdenwald'dan buçuklukları bir gece getirip kaleyi komple Blingdenwald'a götürmek fikri kafamda dolaşırken katıla katıla gülüyordum. Tüm uzun kulaklılar bana bakınca birden ciddileştim ve şehre girdim.Artık aklımda kalan tek düşünce, bu uzun kulaklıların bana yardım edip etmeyecekleri düşüncesiydi.
Kaleye girdim ve Aran Ancalimé ile Tari Nérail'in bulundukları salona doğru yöneldim.Ha unutmadan bu kelimeleri de bir Elf'ten öğrenmiştim.Ortak lisanda Kral Ancalimé ile Kraliçe Nérail.Elfler onlara bu tarz hitap ediyordu.Bir kraliyet bekçisi beni durdurdu ve nereye, ne için girdiğimi sordu.Sorularını tek tek cevapladım ve beklememi istedi.Kral ve Kraliçe'nin onayları ile içeriye alındım.Onlara, Britain'e bugün gidecek gemide bana da yer ayırıp ayıramayacaklarını sordum.İkisi de beni çok severdi.Eskiden Blingdenwald'a yaptıkları ziyarette, onları daha iyi görmek için bir ağacın en tepesine çıkıp oradan yere düşmem beni bir hayli ünlendirmişti.O zamandan beri Kraliyet bana karşı sempati duyar.Bu nedenle olsa gerek beni hemen kabul ettiler.
Gemi kalkıyordu.Hemen iskeleye koştum.Merdivenlerden de düşüyordum az kalsın.İskeleye vardığımda gemi 2 metre hareket etmişti bile.Atlayamadım korktum ve bağırmaya başladım.Orada tesadüfen duran bir kuzeyli beni kaldırıp gemiye fırlattı.Her zaman bir kuş olmak isterdim ama bu şekilde değil!Yine de gemiye vardığım için mutluydum.Yolculuğum başlıyordu.

~Elf Ataları~


Gemi bir kanal boyunca şehirden ilerledi.Bu sırada şehrin her yerini de görmüş oldum.Kanalın sonunda gerçekten ilgimi çekecek bir çift yapı duruyordu.Gerçekten çok ilgimi çekmişlerdi.İki tane Elf figürü.Biri ok tutuyor ve eli ile gemimizi selamlıyordu.Diğeri de bir eli ile kınındaki kılıçlardan birini tutuyor, diğer eli ile gemimizi selamlıyordu.Bunlar kim diye sorduğumda aldığım yanıt pek tatmin edici değildi."Atalarımız Elohir ve Aramil.".Daha sonra verdiği yanıt, şehrin öyküsü, bölgenin önemi gibi bilgileri anlattıkça önem kazandı.Anlattıklarına göre bu topraklar Tanrılar tarafından Elflere bahşedilmiş ve bu kutsal topraklar Elohir ve Aramil adlı 2 elf tarafından bulunmuştu.Bu ufak bilgi alışverişinden sonra gemiyi incelemeye aldım.Mürettebat haricinde gemide 6 diplomat ve 15 asker bulunuyordu.Bir de ben.

~Kara Göründü~


Sonsuz maviliklerden hızla süzüldük.Gördüğümüz tek şey mavilikti.Yer ve gök birleşmişti adeta.Günler böyle geçti.Günler geçerken gemideki herkes ile tanıştım.Herkesin ayrı bir hayat hikayesi vardı.Herşey çok güzeldi.Bir tek şu lembas denen Elf mereti dışında.Bir onu sevmemiştim.Her gün lembas yemekten artık bıkmıştım.Her gün de ne!Her öğün lembas yiyiorduk! Lembas yemediğimiz nadir günlerde kendimi cennetteymiş gibi hissediyordum.Bu şekilde günler haftalara gebe kaldı.Bazı adacıklar ve büyük kayalar haricinde büyük gemimizi hiçbir varlık tehdit etmedi.
Bir gün uyandığımda duyduğum ses, bir Blingdenwald müziği gibi çınladı kulaklarımda."Kara göründü!".Kalkıp ufuğa baktığımda büyük bir kara parçası gördüm.İşte, koskoca rüyalar diyarı Sosaria, rüyaların şehri Britain avuçlarımın arasındaydı.

~Korsanlar~


Karaya iyice yaklaşmıştık.Yol boyunca her geçtiğimiz her adayı bilenlere soruyordum. Bir adayı daha aşarken yanımdaki askere dönüp adanın ismini sordum.Asher gözlerini açıp titrek bir sesle "Bucanner's Den" diye yanıtladı.Sesindeki titremeyi farketmiştim.O Elf korkuyordu.Ama bize anlatılanlara göre Elfler hiçbirşeyden korkmazdı.Demek ki ortada büyük işler dönüyordu.Bir ses gemide yankılandı; "Korsanlar!".Sorduğum asker yıllardır beklediği ses bu gibi gözlerini kıstı, kıstı ve tamamen kapattı.Birkaç dakika sonra bir ses daha gemide çınladı; "Bu Belwar Wulgar!". "Belwar?" diye sordum kendi kendime.İçimden bir yanıt gelmesini bekledim ama sanırım içim gelen bir çift korsan gemisini algılamakla meşguldü.Herkes savunma kurmaya başladı.Beni ve diplomatları geminin mahzenine kilitlediler.Ağır top atışları duyuldu.2 saat kadar sonra top sesleri yerini kılıç seslerine bıraktı.Ondan bir yarım saat kadar sonra ise mahzenimizin kilidi açıldı.Ben ırksal merakımdan dolayı kemen dışarıya fırladım.Ortalığa baktığımda sadece korsan leşi ve birkaç Elf ölüsü görüyordum.Bu sırada Belwar Wulgar mahzene kilitlendi ve sorguya alındı.Aldığım duyumlara göre Belwar sorguda Britain donanmasının kendilerine saldırdığını ve 2 gemi kaldıklarını söylemiş.Bucanner's Den dolaylarında Britain Donanması geri dönmüş.Bu sırada bizim gemiye rastladıklarında saldırmışlar.Eğer söyledikleri doğru ise o saldırı olmasaydı şu an muhtemelen ya tutsaktık yahut ölü.Gemimizdeki az hasar ile yola devam ettik.

~Ve Britain~


Son dalgaları yardık, son deniz meltemleriye boğuştuk.Artık yaklaşmıştık.Britaine... İskeleye vardık.Hemen aşağıya atladım.Burasının rüyaların şehri Britain olduğunu aklım almıyordu.Bir askere döndüm ve "Britain?" diye sordum.Başını salladı.Birden kendimi cennete gelmiş kadar mutlu buldum.En çok sevindiğim lembas denen meretten artık kurtulmuş olmamdı.İlk işim Britain hanına gidip soğuk bir bira içmek oldu.Bol bol insanlarla tanıştım.Ünlü Britain ırmağına atladım.Lord British'in bulunduğu devasa kaleyi gezdim.İnsanlardan, onlar farketmeden ödünç birşeyler alıp geri vermedim ve daha neler neler...Bu şehir gerçekten dünya üzerindeki en güzel şehirdi.

~Geri Dönüş~


Bir gün yine handa oturup biramı yudumluyor ve insanlara yaşadığım maceraları anlatıyordum.Bu sırada içeriye cüppeli biri girdi.Bana yöneldi.Özel konuşmak istediğini belirtti.Ben de ayrı bir masaya geçtim.Oturup cüppesini çıkardı.Onu hemen tanıdım.Elf diplomatlardan biriydi.Bana geminin kalkacağını ve 1 saat kadar zamanım olduğunu söyledi.1 ay süren Britain maceram anlaşılan burada sona ermişti.Üzülerek ayağa kalktım ve handa ayırtılmış odama gittim.Eşyalarımı hemen topladım ve son kez bir Britain birası yudumladım.Blingdenwald'daki kadar güzel olmasa da buradaki bira da bayağı iyiydi.Zamanım dolduğunda iskeleye gittim.Bu sefer zamanlamam iyiydi ve birinin beni atması gerekmediği düşüncesi içimi ferahlatıyordu.Gemiye bindim ve dönüş yolculuğuna başladım.
Dönüş yolculuğumuz çok iyi geçti.Bu sefer hazırlıklı olarak Britain'den bol bol kurutulmuş et ve meyve almıştım.Bir yolculuk boyu daha lembas yiyemezdim.Bu geri dönüş yolunda bizi tehdit edenler sadece birkaç kaya parçası oldu.Başka hiçbirşey önümüze çıkmadı.
Sonunda Xiloscient'e geri geldik.Oradan Vargas'a geçecek bir yaşlı adam beni sahip olduğu fayton ile Blingdenwald'a kadar bırakmayı teklif etti.Seve seve kabul ettim.Yok boyunca konuştuk, sohbet ettik.Blingdenwald'a geldiğimde arabadan inip evime gittim.Blingdenwald'da herkese yaşadığım maceraları anlattım.Tabi kimse bana inanmadı ve "Ardon Blummhatt'ı zindana kapatmışlar." gibi söylentiler yaymaya başladılar.Olsun zaten hiçbir Hobbit düzgün bir macera yaşamaz ve bu yüzden başka hiçbir Hobbit ona inanmaz...Ama aklıdaki tek düşünce yine Britain'e gitmek ve soğuk birasından biraz daha içmek. Ama çok yaşlandığım için gidip gidemeyeceğimden emin değilim.

Kısaca hayatımı anlatmam gerekirse;

Gittim ve döndüm...

Yazan bir Hobbit...


(Öykü, Neldoraphia ile Sosaria diyarları arasında geçmiştir.)

Nil Tibet Cassel

uo-developer.com



Yorumlar

1.   Gönderen TheRaskol   08-02-2010 15:00    

tebrik ederim

2.   Gönderen Requiem   30-03-2010 12:43    

çok güze bir yazım olmuş hikaye başarılı yazım başarılı etkileyici +1 Gerçekten Tebrik Ederim Helal Olsun

3.   Gönderen ozan7622   17-04-2010 19:18    

olm calmayın lan calmayın emege saygı
Tolkien'e saygı

4.   Gönderen Amesron   18-04-2010 11:56    

Gayet başarılı bir hikaye olmuş,tebrikler

5.   Gönderen MaliceDeltoro   12-11-2010 22:47    

@ozan7622
Zaten yazı yazmakta olan biri, yazar ve şairlerin o yolda çektikleri çileleri bilir ve buna saygı duyarlar. Şimdi siz bu hikayenin Tolkien'den çalıntı olduğunu bana nasıl kanıtlayacaksınız? Kanıtlayın ki ben de oğlu Christopher Tolkien'e telif hakkını göndereyim. Bilmeyenler için hikayenin ismi olan "Gittim ve Döndüm", "Yüzüklerin Efendisi"nde geçer ve Bilbo amcamızın hikayesidir. Farklı bir isim de seçebilirdim; evet lakin o hikayeyi de okura hatırlatmak istedim. Bu yüzden size bundan sonraki hayatınızda sadece başlığa bakıp cahil yorumlar yapmamanızı tavsiye ederim.

Beğenen ve beğenmeyen bütün arkadaşlara teşekkür ederim (:

Oylamalar

Oylama :
Üyelerin oylama ortalaması (10 dışında) : Henüz Oylanmamış   
Oylar: 0

Benzer Sayfalar

SayfalarYorumlarGönderenTarih

Keywords:

ultima online, RunUO, ultima online download, sphere scripting, role play, uo grafik, second age ultima, uo loop, macroman, pvp server, server kurulumu, sphere, multool, ml mulls, 56b 55r 55i, htmlgumps, client 4x, client edit, sphere release, osi, rp server, sunucular, ghost mouse, inside uo, kingdom reborn, stygian abyss, uo nasıl oynanır, mondain's legacy, age of shadows, world build, grandmaster, ultima online pvp, player dosyaları, ultima online indir, frp game, RunUO 1.0.0, razor, uo rice, hue editör, skill tools, ultima online patch, axis, world build, verdata, verdata patcher, map editör, gump editör, mul patcher, aos mulls, scriptler, anim edit, anim publish, hues mul, hosting vps, event dialog, account sistemi, skill gain, static yapımı,