UO-Dev Arama



Yazar :: MaliceDeltoro
Tarih :: 23-01-2010 12:09
Karakter Boyut ::

Paylaş :: Paylaş




Denallon Evi ve Zaéron Efsanesi


~Zaéron Doğuyor~

O gece Denallon Evi'nde telaş hakimdi. Ayın en parlak, gökyüzünün en berrak olduğu o gece. Denallon Evi'nin beyi Felgor ve Denallon Evi'nin tüm erkekleri, merak içinde, Felgor'un evinin önünde bir oraya bir buraya volta atıyordu.

Ta ki evin kapısı aralanana ve bir kadın, elinde sarmalanmış bir bebekle dışarıya çıkana dek. Felgor çocuğu eline aldı. Yüzü gökteki ay kadar parlak, duyguları ise o geceki gökyüzü kadar masum ve berraktı.

Felgor, arkasına döndü ve oğlunu havaya kaldırarak 'Denallon Evi'nin varisi Zaéron'u selamlayın!'
diye haykırdı. Bütün herkes sevinç çığlıkları attı ve yeni doğmuş bebeği selamladı. Felgor, oğlunu kendine doğru çekerken 'Gelmiş geçmiş en iyi savaşçı olacaksın.'
diye Zaéron'un kulağına fısıldadı. O gece ve onu takip eden 10 gün boyunca eğlenceler düzenlendi ve kadın-erkek herkes içki içti.

~Aile Yadigarı~

Zaéron bu şartlar ile büyüdü ve gelişti. Daha ufak yaşta kılıçlara bir hayli ilgi duyan, her fırsatta kaldıramasa da babasının kılıcını kurcalayan Zaéron, 5 yaşına basıyordu. Felgor, aile yadigarı bıçağını eline aldı ve düşünmeye başladı. Elf madenlerinde dövülmüş bu bıçak, söylentilere göre garip bir güç içeriyordu, zira kimse nasıl bir güç içerdiğini bilmiyordu. Bıçağı Zaéron'a vermek istiyordu ama onun sorumluluğunu taşıyabilmesi konusunda Zaéron'a pek güvenmiyordu. Yine de yerinden kıpırdadı ve Zaéron'un yanına gitti. Zaéron her zamanki gibi babasının kılıcını kurcalıyordu.

Felgor, Zaéron'un omzundan tuttu ve geri çevirdi. Ona doğru eğildi ve 'Felgor oğlu Zaéron. Onca yıldır Denallon Evi'nin sembolü haline gelmiş bu bıçak, artık sana aittir. Onu kendin gibi koru, Denallon varisi.'
diyerek bıçağı ona uzattı.

Zaéron babasına minnet ve şükran ile baktı, ancak bir şey demedi. Bıçağı alıp hemen kapının önüne çıktı ve oradaki çalılara karşı çetin bir savaş verdi. Felgor'u her ne kadar kimse gülerken görememişse de oğlu yakınlarındayken tek yaptığı şey buydu.

~Sürgün~

Bıçağı Zaéron'a verdikten bir hafta sonra, Felgor ile 10 adamı, yerleşim yerinin etrafında devriyeye çıkmak için Denallon Evi'nden ayrıldı ve bir daha geri dönmedi. Bunun üzerine Felgor ve ailesinden nefret eden ve çok zengin olan Tenar, rütbeli askerlerden birkaçına bir miktar para vererek Denallon Evi'nin hakimiyetini aldı ve Felgor'un bütün ailesini sürdü. Bunun üzerine Felgor'un karısı Lilien ile Zaéron, Liadon Ormanı'na kaçtı.

İkisi de susuzluktan ve açlıktan bitkin düşmüştü ki Nelrog Şelalesi'ne vardılar. Su ihtiyaçlarını karşılayıp arkalarını döndüklerinde iki tane mızrak onlara bakıyordu. Kendilerini Orman Muhafızı olarak adlandıran bu iki asker, Lilien ile Zaéron'u şelalenin arkasına oyulmuş gizli mağaraya soktular. Mağaradaki eşyaların tümü taştan yapılmaydı. Lilien ile Zaéron etrafını dikkatle incelerken yuvarlak bir masaya vardılar. Masanın en dibinde bukleleri omzuna dökülen kahverengi saçlı bir adam oturuyordu.

Lilien ile Zaéron'u adama en uzak yere, yani masanın diğer başına oturttular. Orman muhafızlarının başı kafasını kaldırdı ve bu iki avareye göz attı. Lilien'i sanki tanıyordu ama bir yerden çıkartamıyordu. 'Çocuklu bir kadın ormanda çok zarar görebilir.'
diye başladı adam sözüne 'Saldırıya uğrayabilirsiniz.'
. Lilien hiçbir şey söylemedi.

Adam ayağa kalktı ve Lilien'e doğru yürüdü. Çenesinden tuttu ve Lilien'in yerde olan başını kendine çevirdi, 'Neden konuşmuyorsun?'
diye sordu. Zaéron yerinden fırladı ve babasının verdiği bıçağı çekerek 'Annemi rahat bırak!'
diye bağırdı.

Adam önce çocuğa bakarak güldü. Cesaretinden oldukça gururlanmıştı ki yaşına göre bu çok büyük bir cesaretti. Zaéron'un bıçağına göz gezdirdi ve bıçağı hemen tanıdı. 'Denallon...'
diye fısıldadı kendi kendine. Daha sonra çocuk ile aynı boya gelebilmek için çökerek çocuğa yaklaştı. Çocuk korumacı bir tavırla bu hareket üzerine bıçağını önde tutarak adımlarını geriye kaydırdı. 'İsmin ne ufaklık?'
diye sordu adam. 'Zaéron'
diye yanıt verdi Zaéron. 'Bıçağı sana kim verdi?'
. 'Babam Felgor.'
diye yanıtladı Zaéron.

Adam ayağa kalktı. Lilien'in bağlarını çözdü ve önünde bir reverans yaptı. 'Özür dilerim hanımım. Ben Felgor'un yakın arkadaşı Zilan'ım. Burada güvendesiniz. Lakin neden yabandasınız? Evinizde olmanız gerekmiyor mu?'
diye sordu Zilan. Lilien ağladı ve hiçbir şey söylemedi. Bunun üzerine Zilan, onlara mağarada bir oda verdi ve karınlarını doyurdu.

~Zaéron'un Gençliği~

Mağaraya geldikten bir hafta kadar sonra, Zilan Denallon Evi'nin başına gelen herşeyi öğrendi. Lilien, oğlunu alarak gitmek istese de onları göndermedi. Onlara daha büyük bir oda vererek onların rahatlığı için olabilecek herşeyi sağladı. Zilan'in tek isteği, Felgor'un da kesinlikle arzu edeceği gibi Zaéron'u bir savaşçı gibi yetiştirmekti. Bunun üzerine Zilan, Zaéron'u oğlu gibi benimsedi ve kısa zamanda Lilien ile evlendi.

Zaéron çok hızlı gelişiyordu. Henüz 10 yaşında iken orman muhafızlarına karşı kısa bir süre ufak bıçaklarla kısa bir süre karşı koyabiliyordu. Zilan'ın gördüğü en zeki ve en güçlü insandı bu. Zilan, Zaéron'u özel olarak eğitiyordu ve bundan bir hayli zevk alıyordu. Zaéron da Zilan ile geçirdiği süreçte çok mutlu oluyordu ve onu babası olarak benimsemişti bile. Felgor'un yerini asla tutamayacaktı ama yine de Zilan'ı babası olarak benimsedi.

Zeéron 16 yaşında bir genç olduğunda çoğu orman muhafızından daha uzun boylu, daha güçlü ve daha çevik olmuştu. Henüz 16 yaşında yabana çıkıp devriye gezmeye başlamış, çeşitli yaratıklar ve haydutlarla çarpışmaya başlamıştı. Her çarpışma bir tecrübe olmuştu onun için.

~İntikam Günü~

Haydutlarla çarpışarak sinsi saldırılara ve gelen saldırıları anında görmeye başlayan Zaéron, bir gece Denallon Evi'ni ve babasını hatırladı. O gece babasının sözleri kulağında çınladı ve öfkesi arttı. 'Denallon varisi.'
. Babasının bu sözleri kulağında çınladıkça öfkesi daha da artıyor, öfkesini dindiremiyordu.

Zaéron o gece uyuyamadı ve sabahın ilk ışıklarına doğru zırhını giydi, kılıcını beline yerleştirdi, kalkanını duvardan indirdi. Daha sonra Felgor'un verdiği bıçağa gözü takıldı. Ona biraz baktıktan sonra ayak bileğine doğru bıçağı bağladı ve kalkanını koluna takarak yola çıktı. Ne Lilien'e ne de Zilan'a haber verdi. Atına atlayarak Danellon Evi'nin bulunduğu yere doğru yola çıktı. At gidebildiği kadar hızlı gitti ve öğlen vaktine doğru Zaéron, Denallon Evi'nin bulunduğu bölgeye vardı. Atının dizginlerini bir ağaca bağlayan Zaéron, öfkesini örterek emin adımlarla sivri kütüklerden çevrilmiş bölgenin kapısına doğru seyirtti.

Kapıya vardığında muhafızlar mızraklarını çapraz tutarak onun geçişini engellediler. Ona kim olduğunu sorduklarında Nelrog'dan çıkarken aldığı bir parşömeni gösterip 'Harnag Evi'nden bir elçiyim. Başkanınız Tenar ile görüşmek istiyorum.'
dedi. Muhafızlardan birisi içeriye gitti ve geldiğinde Zaéron'un girişini onayladı. Zaéron içeriye girerken öfkesini hala perdeleyebiliyordu. Daha sonra eski evini gördü ve gittiği yer de orasıydı. 'Demek Tenar eski evimizde yaşıyor.'
diye düşünürken Zaéron'un öfkesi gittikçe artıyor ve kendini zor tutuyordu. Eski evine girdi ve Tenar'ı bir masanın başında gördü. Yanıbaşında 2 tane muhafız vardı. O muhafızlardan başka 4 tane muhafız daha vardı evin içinde. Ve Zaéron'u getirenlerle beraber 8. Elçi olduğunu düşündükleri için eve girerken silahları ondan alınmamıştı. Bu da Zaéron'a yeterince öncelik sağlıyordu.

Tenar'ın yanına doğru emin adımlarla gitti Zaéron. Öfkesi tamamen kontrolden çıkmıştı. Suratına yumruğu patlatıp bütün dişlerini dökmeyi o kadar çok arzuluyordu ki. Fakat dikkatli olmak zorundaydı. Evim mimarisini iyi bildiğinden ve askeri taktiklerinden birazdan yaşanılacak manzarayı gözleri önünde canlandırabiliyordu.

Zaéron Tenar'ın kulağına doğru eğildi. 'Beni tanıdın mı hain köpek!'
diye tükürürcesine fısıldadı. Tenar kafasını çevirip onun gözlerine baktı ve o öfke dolu gözlere baktığı zaman orada Felgor'u gördü. Ve bu genç kişinin Felgor oğlu Zaéron olduğunu hemen anladı.

'Muhafızlar!'
diye bağırdı, 'Yakalayın!'
.

Zaéron gelecek saldırıdan tamamen emindi ve arkasında kalan ve ona en yakın olan muhafıza doğru arkasını dönmeden bir bıçak fırlattı. Bıçak, muhafızın boynunu deşti ve geçti. Muhafız kendini yere attı ve nefes alamadı. Kısa zamanda yattığı yerde öldü. Zaéron, kılıcını çıkartmadan ona en yakın olan ve ona saldırmakta olan muhafızı bekledi. Muhafız kılıcını salladığında çevik bir hareketle yana kaçarak muhafızın kolunu tuttu. Dizine doğru muhafızın kolunu hızlıca çekti ve kolunu kırdı.Yere düşen kılıca hızlı bir tekme salladı Zaéron ve kendi kılıcını çekti. Sırtına astığı kalkanı da diğer eline aldı. Bir muhafız diğer muhafızlara haber vermek için kaçmıştı. Zaéron geriye kalan 3 muhafızla da dövüştü ve kısa zamanda 2 tanesini yere serdi. Tam o sırada Nelrog'daki savaşları çok işe yaradı çünkü az önce tekme attığı kılıcı Tenar yakalamış ve ona arkadan bir hamle yapmıştı. Bunu hisseden Zaéron arkasını bile dönmeden kılıcını salladı, Tenar'ın kılıcını havaya uçurdu ve kılıç tahta çatıya saplandı.

Son muhafızı da çevik hareketler sonrası yere seren Zaéron döndü ve yalnız kaldıkları Tenar'a baktı. Öfkesi hala dinmemişti, aksine daha da artmıştı. Tenar, ne yapacağını kestiremiyor, geri geri yürürken yerdeki cesetlere takılıp düşüyor ve yeni gelecek muhafızların hemen ulaşması için tanrıya dua ediyordu.

'Kendini yorma pislik!'
dedi Zaéron 'Tanrılar onursuzları dinlemez ve merhamet etmez!'
. Zaéron onu yavaş yavaş öldürmek istiyordu. Ailesine yaptıkları gözünün önüne geldikçe daha da sinirleniyor ve öfkesi büyüdükçe büyüyordu. Kılıcını bir kenara salladı Zaéron ve Tenar'ın pis suratına ilk yumruğu savurdu. Zaéron'un, önceki muhafızlarla karşılaşmasından eline bulaşan kanlar, Tenar'ın suratından akanlarla birleşti. Zaéron ard arda yumrukları Tenar'a sıralıyor ve bunu yaparken 'Ne istedin ha ailemden?! Ne istedin köpek soyu!'
diye bağırıyordu.

Çok geçmeden içeriye muhafızlar daldı. Bunu gören Zaéron, Tenar'ı masaya yasladı, bacak bileğine sabitlediği aile yadigarı bıçağı çıkardı ve Tenar'ın boğazına dayadı. 'Yaklaşırsanız başkanınız ölür!'
diye bağırdı. Bütün muhafızlar tereddüt ederek durdu. 'Beni dinleyin cesur Denallon askerleri!'
diye haykırdı Zaéron, 'Bu gördüğünüz kişi bir şarlatandır! Siz herhangi bir köpeğin değil, kudretli Felgor Denallon'un askerlerisiniz ve ben bu evin tek varisi Zaéron Denallon'um!'


Bütün muhafızlar şaşkınlıkla oldukları yerlere çakılıverdiler. Bu sırada Zaéron, Tenar'ın kafasını elindeki bıçakla orada kesiverdi ve bıçağı muhafızların önüne fırlattı. 'Belki bunu hatırlarsınız.'
dedi. Askerler bıçağı hemen tanıdı ve Zaéron'a güvendiler. Askerlerin başkumandanı Lehian, Zaéron'un önünde eğildi ve 'Tüm Denallon askerleri emrinizdedir efendim!'
diyerek sadakatini belli etti. Bunun üzerine Zaéron intikamını almış ve Denallon Evi tekrardan sahibine geçmiş oldu.'



Zaéron, annesini ziyaret için birkaç askeri ile o gün Nelrog'a gitti. Annesi ve Ziran onunla gurur duydu tıpkı tüm Nelroglular gibi. Zaéron annesini Denallon'a geri ***
ürmek isteyince annesi 'Felgor oğlu Zaéron. Benim yerim artık Nelrog'dur. Seninle geriye gelemem. Zira arada ziyaretine gelirim.'
Diyerek Zaéron'un isteğini reddetti. Zaéron, bunun üzerine Denallon Evi'ni yönetmek adına tek kişi Denallon'a geri döndü.

~Neldoraphia Kahinatı~

Zaman böylece akıp gitti. Zaéron babasından çok daha cesur ve çok daha güçlü bir komutan olmuştu. Ara zamanlarda Nelrog'a yardımcı olmak için Denallon askerlerini toplar ve Liadon Ormanı'na haydut avına çıkardı. Denallon da bu süreçte çok gelişti ve herkesin çalışması ile buk büyük taş ve tahtadan surlar yapıldı. Denallon'un bu şekilde gelişmesi, bütün Neldoraphia diyarına yayılmıştı bile.

Bir gün, Denallon'a yaşlı mı yaşlı bir adam geldi. Görünüşüne göre bir avareydi ve Denallon'da işi yoktu. Yine de susuzluktan bitkin düşmüş göründüğü için şehirden içeriye alındı. Ona biraz su verdiler. Konuşmaya başlayınca ilk önce Zaéron'u sordu 'Ona bir haberim var. En kısa zamanda söylemem gerekiyor.'
. Bunun üzerine Zaéron, yaşlı adamı evine davet etti ve yaşlı adam geldi.

'Söyle bakalım yaşlı adam. Ne istiyorsun benden?'
diye sordu Zaéron. Yaşlı adam da yanıtladı 'Ben bir kahinim beyim ve yakın zamanlarda çok büyük şeyler olacak!'
. Zaéron ilgilenmiş görünüyordu. Kahinlere inanmasa da bu yaşlı adamı dinlemek istiyordu. Kahin sözlerine devam etti. 'Yakın zamanda Neldoraphia üzerinde 8 kişi öldürülecek. Hepsinin göğüsüne aynı sembol çizilecek. Sembol sayısı, saldırıların kaç koldan geleceğinin sayısıdır beyim. Ve saldırıların kollarından biri sizin şehrinizden geçiyor. Şehri boşaltın! Yoksa en kısa zamanda kötülüğün kara bulutu üzerinize çökecek ve şehrinizi yerle bir edecek!'


'Teşekkürler yaşlı adam.'
Diye başladı Zaéron sözüne 'Ama bunlar hurafedir. Kahinlere asla inanmam. Yine de uyarın için sağol. İstersen bu gün burada konakla. Sonra gidebilirsin.'
. Kahin sözlerine şöyle devam etti, 'Hurafe değil beyim. Kötülüğün lanetli bulutları burayı darmadağan edecek ve herkes ölecek! Zira beyim Xiloscient'e kaçacak olursanız kötülüğün tanrıçası ile savaşacaksınız. Kötülük tanrıçasını sizden başka kimse öldüremez. Sizde olan birşeyden başka hiçbir şey onun kanlı yüreğini deşemez...'


Zaéron güldü, kahine hiç inanmamıştı. 'Uyarın için sağol kahin. Geceyi burada geçirecek misin?'
diye sordu kahine. Kahin ise ayağa kalktı ve 'Söylediklerim hurafe değildir beyim. Söylediklerimi yapmaz iseniz, Neldoraphia hepimizin tepesine çökecek.'
dedi. Sonra kapıyı araladı, uzaklaşmaya başladı. Büyük ve güçlü kapılar gümbürdeyerek açıldı ve kahin şehirden dışarıya çıktı. Zaéron adamlarından birisini peşinden yolladı. Yalnız asker döndüğünde Zaéron çok şaşırdı. Çünkü yaşlı adamdan hiçbir iz yoktu. Adeta kaybolmuştu. Ayak izleri bir yerden sonra kesiliyordu. Bu yüzden Zaéron, kahinin söylediklerini daha çok umursamaya başladı.

Bir gün, Vargas amblemli bir asker, Denallon'a geldi. Bir elçi olduğunu söyledi. İçeriye alındı ve Zaéron ile görüştü. Zaéron'a Neldoraphia üzerinde isimleri açıklanmayan 4 tane asilzadenin öldürüldüğü ve hepsinin göğsünde aynı sembollerin kazınmış olduğunu söyledi. 'Bir kahinata göre 8 asilzade göğsünde aynı semboller ile katledildiğinde kötülük askerleri 8 koldan saldıracak ve kötülük tanrıçası Thanian bütün askerleri yönetecek'
dedi elçi. Zaéron hemen kahini hatırladı ve bu sefer tamamen onayladı. 'Burayı boşaltıyorum. Xiloscient'e gideceğiz.'
dedi Zaéron. Elçi de 'Ben de zaten bunun için gelmiştim efendim.'
diyerek Zaéron'u onayladı. Bu sırada Zaéron, kahinin ortadan kayboluşunu da hatırlayarak onun bir Cennet Bekçisi olabileceğini düşündü. Tanrıların elçisi...

~Denallon Evi'nin Göçü~

Zaéron, bütün halkını etrafında topladı ve kahinatı -karanlık tanrıçanın onun tarafından öldürüleceği dışında- açıkladı. Herkesin erzaklarını toplamasını istedi. Herkes erzağını toplar toplamaz Denallon göçü başlayacaktı.

Zaéron, bu arada Cennet Bekçisi olduğunu düşündüğü kahinin 'Sizde olan birşeyden başka hiçbir şey onun kanlı yüreğini deşemez...'
sözlerini hatırlıyor ve bu 'şey'
'in ne olabileceği konusunda akıl yürütüyordu. Bir kılıcına bakıyordu, bir zırhına. İkisinin de gayet normal olduğunu düşündükten sonra bütün evi aradı zira ilginç bir şey bulamadı. Bunun üzerine söz konusu 'şey'
'in kılıcı olduğu konusunda yoğunlaştı. Erzaklarını hazırladı ve bütün halkının erzaklarını hazırlaması için beklemeye başladı.

Bütün Denallon halkı erzaklarını topladı ve atlar alınarak yola çıkıldı. Xiloscient'e kadar çok yol vardı ama daha kötülük saldırıya başlamadığı için haydutlardan başka tehlike yoktu.

~Denallon Xiloscient'te~

Yolda sadece 2 yerde haydutlar Denallon Evi'nin önünü kesmeye çalıştı ve bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kaldılar. Denallon Evi, Xilocient'e varana kadar sadece bir adam kaybetti. O da haydutların kurdukları pusuların birinde arkasından gelen bir saldırıdan dolayı öldü.

Denallon Evi, Xiloscient'e vardıklarında Elfler tarafından iyi ağarlandılar. Her türlü ihtiyaçları orada karşılandı. Neldoraphia'nın tam merkezindeki Xiloscient'in etrafı tamamen nehirlerle kaplıydı ve nehirler hendek görevini görüyordu. Ayrıca her tarafı dağlarla çevriliydi. Dağlar çok dikti ve şehre sadece 2 tane dağ geçidi bulunuyordu. Bu yüzden Xiloscient, Neldoraphia diyarının en güvenli ve en kolay savunulacak yeriydi. Elfler topraklarına daha önce Elfler dışında kimseyi almamış olsa da şu anda Neldoraphia'nın devamı için bu gerekliydi.

Bütün diyar Xiloscient'e toplandı. Cüce ve Elf demirciler, eli silah tutan herkese zırh ve silah yetiştirmeye çalışıyordu. Bu arada gelen kavimler arasından 4 asilzadenin daha göğüslerinde birer sembol ile öldürüldüğü belirtildi.

Bütün diyar artık savaşa hazırdı. Ya herkes ölecekti, yahut kötülük lanetlenip bir daha bu topraklara giremeyecekti. Vargas'ın güçlü savaşçıları, Thorr'un çevik barbarları, Helias'ın onurlu şovalyeleri, Gregor'un cesur cüceleri, Xiloscient'in korkusuz elfleri ve daha birçoğu bu savaşta savaşacaktı.

~Hüzünler Savaşı ve Bıçağın Kudreti~

Bir gün, dört yönde birden kara bulutlar ile Neldoraphia uyandı. Kara bulutların altında en az onlar kadar kara ve sayısız kötülük ordusu, Xiloscient'e hızlı adımlarla yaklaşıyordu.

Tam bu sırada kahin tekrar Zaéron'un odasında beliriverdi. Zaéron onun gelmesinden hiç korkmadı çünkü onun bir Cennet Bekçisi, yani tanrıların elçisi olduğunu anlamıştı. Kahin ona şöyle bir baktı. 'Unutma!'
dedi kahin, 'Thanian'ı sadece bir şey ile öldürebilirsin. Onu kendin bulmalısın. Xiloscient'in dağları patlayıp nehirleri kuruduğunda, O'nu Nehirler Ormanı'nda bulacaksın.'
. Tam o sırada kahin tekrar kayboldu. Zaéron 'Dur!'
diye bağırdı zira kahin onu dinlemedi.

Ordular çok yaklaşmıştı. Yüzbinlerce kötülük askeri Xiloscient'e hücum ediyordu. Ellerinde merdiven taşıyan, kule ittiren ve mancınık çeken askerler vardı. Dağ geçitleri kapatıldı ve dağlar şehir suru olarak kullanıldı. Bir zaman sonra, kötülük askerleri ok menziline girdiler ve becerikli Elf okçuları ile insan okçular hızlıca düşmanlara ok yağdırmaya başladı. Kötülük askerleri ise onlara, oklar ve mancınıklar ile cevap veriyordu. Şehir içindeki surlara yerleştirilmiş macınıklar da Xiloscient'ten dışarıyı dövüyordu. Kötülük askerleri dağ geçitlerine çift taraftan vardılar. Şehre bu geçitlerden başka giçbir giriş yoktu ve geçitler kayalar ile doldurulmuştu. Geçmek imkansızdı. Böylece savaşlar günlerce sürdü. Bu sırada orclar, dağ geçitlerini altlarını oyuyor ve dinamitler yerleştiriyordu.

Zaéron'un komutasındaki okçular, dağ surlarına çıkmış ve düşmanlara karşı mücadele veriyorken, Zaéron ve yakın dövüşü tercih eden askerleri içeride sabırsızlanıyordu.

Bir sabah Zaéron ve askerleri bir patlama ile irkildi. Zaéron arkasına baktığında, batı taraftaki dağ geçidinin patladığını, hemen atdından doğu cephedeki dağ geçidinin patlatıldığını gördü. Bunun üzerine bütün kötülük ordusu, Xiloscient'e girdi. Xiloscient'in merkezinden beklemekte olan bütün askerler, tereddüt etmeden içeriye sızan askerlere karşı savunma hattı oluşturdu. Dağlar patladığında kayaların nehre düşmesinden ötürü, nehrin suyu çok azalmıştı. Su neredeyse tamamen kesmişti.

Tam bu sırada Zaéron'un kulağında kahinin son sözleri çınladı 'Xiloscient'in dağları patlayıp nehirleri kuruduğunda, O'nu Nehirler Ormanı'nda bulacaksın.'
.

Zaéron, hiç tereddüt etmeden savunma hattından çekildi ve tek başına güneye doğru koşmaya başladı. Nehrin suyu kesildiği için nehirden koşarak geçti ve Nehirler Ormanı'na daldı. Nehirler Ormanı küçük bir ormandı ve ormanın tam ortasında Zaéron durdu ve haykırdı 'Ey lanetli Thanian! Hangi delikte isen çık ortaya ve dövüş benimle!'
. Birden Zaéron'un nefesi kesildi. Thanian önünde beliriverdi. Zaéron'un boğazını sıkıyordu. Zaéron'u öyle gördüğünde kahkahayı bastırdı 'Ey Felgor oğlu kudretli Zaéron! Ne kadar aciz olduğunu görmenin tam sırası! Sen bir ölümlüsün bunu asla unutma, ben ise bir ölümsüz! Bana bir şey yapabileceğini mi düşündün yoksa!'
. Bir kahkaha daha patladı. Thanian, kötülüğü kadar güzeldi de.

Zaéron, nefessiz kaldığında son bir hareket ile kılıcını kınından çekti ve savurdu. Thanian, ortalıktan kayboldu. Bu sırada Zaéron, sık sık nefes almaya çalışırken aynı zamanda boğazını ovuyordu. Thanian, ondan biraz daha uzakta belirdi ve alaycı bir tavırla 'Anneni hatırlıyor musun Zaéron? Ya Zilan'ı? Onlara neden haber vermedin Zaéron? Aileni neden uyarmadın? Çünkü onlar artık uyarılamazlar! Hepsini öldürüldü! Sen çok kötü bir evlatsın Zaéron!'
dedi.

Zaéron, yerinden fırladı ve kılıcını savurdu 'Yalan söylüyorsun seni pislik! Hepsi yalan!'
. Thanian, kılıçtan kurtulmak için yok oldu ve Zaéron'un arkasında belirirken jilet gibi keskin tırnakları ile Zaéron'un sırtını deşti. Zaéron acı içinde haykırırken, Thanian sözlerine devam etti 'Ah evet Zaéron hepsi öldü! Ve sen de onların yanına gideceksin Zaéron!'
Zaéron bir hamle ile Thanian'ın tırnaklarından kurtuldu ve kılıcını bitkinlik içinde tekrar savurdu. Thanian tekrar kayboldu ve bu sefer tırnaklarını Zaéron'un kılıcını 2 parçaya ayırmak için kullandı ve hemen ardından iki elinin tırnaklarını da iki bacağına soktu.

Zaéron, acı ile haykırırken yere doğru dizlerinin üzerine düştü. Ağzından ve yaralarından kanlar boşalıyordu ve kendini savunacak silahı kalmamıştı. Saçları dağlmıştı ve bitkinlikten gözleri bulanıyordu. Bu sırada Zaéron'un aklına ayak bileğine bağladığı, babasının verdiği aile yadigarı bıçak geldi aklına. Bu sırada kulaklarında yine kahinin sözleri çınladı, 'Sizde olan birşeyden başka hiçbir şey onun kanlı yüreğini deşemez...'
. Bıçağı zar zor çekti ve elinde tuttu. Bıçağı kaldıracak gücü kalmamıştı.

Tam bu sırada Thanian, 'Sen de öleceksin Felgor oğlu Zaéron!'
diyerek Zaéron'un boğazına doğru bir hamle yaptı. Zaéron, son gücü ile bıçağı kaldırdı ve 'Cehenneme geri dön Thanian!'
diye bağırarak onu Thanian'ın yüreğine sapladı. Thanian, göğüsünü tuttu ve yere yığıldı. Bıçağın gücü ve büyüsü tam bu sırada belli oldu ki, bıçak kötülük ile saptırılmış bir yürek bulduğunda, onun ruhunu bıçağa hapsederdi. Thanian'ın ruhu bıçak tarafından tamamen emilmişti, zira Zaéron derin yaraları ve kan kaybı yüzünden orada öldü.

Kötülüğün ordusu, Thanian öldüğü için güçsüz kalmış ve yenilmişti. Böylece kötülük lanetlenmişti Neldoraphia diyarında. Tek garip şey, Zaéron'un ne cesedi ortalardaydı, ne de dirisi. Danellon Evi'nin kalan askerleri, Zaéron'u aramaya koyuldular. Tesadüfen Nehirler Ormanı'na da girdiler ve Zaéron'un kanlar içindeki cansız bedenini buldular. Yanında da Zaéron'un bıçağı yatıyordu zira üzerinde hiç kan yoktu. Onu hemen Xiloscient'e gotürdüler. Başkumandan Lehian ise bıçağa el koydu. Daha sonra Lehian, Xiloscient'teki başbüyücüye gitti ve bıçağı gösterdi. Başbüyücü Oropher biraz araştırma yaptıktan sonra ve savaşın gidişatını düşündükten sora fark etti ki bu kadim bıçak kötü ruhları emiyordu ve şu anda buçağın içerisinde yüksek ihtimalle Thanian'ın karanlık ruhu bulunuyordu. Bu karara varırken aynı zamanda Thanian'ın tasvir edilmiş tırnaklarını ve Zaéron'un yaralarını da göz önünde bulundurdu. Zira Danellon askerleri ve birkaç başka kişi dışında ona kimse inanmadı.

Zaéron, at sırtında Denallon'a kadar taşındı ve orada ona bir anıt mezar yapıldı. Danellon halkı ve bazı başka topluluklar, Zaéron'un, Thanian'ı öldürdüğü için onun da tanrılığa yükseldiğini düşünüyorlardı. Onlara göre Zaéron artık bir tantıydı ve buna inanan herkes Zaéron'un yolunda ilerlerdi. Onu tanrısı olarak benimserdi.

Denallon Evi'nin akıbeti bu şekilde devam etse de Zaéron Efsanesi burada bitmiştir. Denallon Evi, ilerki tarihlerde Denallon'da bir kraliyet kurmuş ve tanrıları olarak inandıkları Zaéron'a yönelik olarak, Zaéron Şovalyeleri olarak isimlerini değiştirmişlerdir. Zaéron Şovalyeleri tanrıları Zaéron'a tamamen bağlı bir topluluk olmuştur ve sadece iyiler ile masumların yanında olan, bütün kötülüklere en büyük darbeleri vurmaya çalışan bir kraliyet halini almıştır.


Nil Tibet Cassel

uo-developer.com

Yorumlar

1.   Gönderen TheRaskol   23-01-2010 19:50    

Gerçekten çok güzel tebrik ederim

2.   Gönderen Lousen   08-04-2010 17:21    

çk gzl

3.   Gönderen RasmuS   21-07-2010 13:02    

uzun makaleler okumayı seven bir kişi değilim fakat yazı oldukça sürükleyici idi. fakat bir kaç noktada takıldım takılmadan kastım ise kopukluk oldu gibi geldi yinede güzel tebrik ederim.

4.   Gönderen Afronola   21-07-2010 15:10    

yalnızca ilk dördünü okudum şimdi güzele benziyor devamını yarın okurum çünkü artık gitme vakti (tebrikler melis)

5.   Gönderen Amesron   24-07-2010 13:27    

Uzun gibi görünsede en fazla beş dakikada okuyabiliyorsunuz. Hepsini okudum gerçekten sürükleyici bir hikaye,tebrik ederim.

6.   Gönderen lasthee   02-08-2010 17:34    

Eline sağlık

Oylamalar

Oylama::
Üyelerin oylama ortalaması (10 dışında) : 8.66   
Oylar: 3 den itibaren 21-07-2010 13:33

Keywords:


Sayfa açılma süresi 0.46 saniye
SQL toplam zamanı: 0.07 saniye - SQL sorgusu: 22 - Ortalama SQL zamanı: 0.00319 saniye