Hikaye yarışması için yazmıştım bir alt modelini.Okul dergisi için kurguladım geliştirdim.Tasvirleri sağlamlaştırdım fakat onlar daha az sayfalı bir şey arıyormuş.Şimdi kısaltıyorum ama bu halinide paylaşayım dedim ^^
Sıralanmış yüzlerce kitaplıkta birbirinden eski kitaplar.Hiç birinin ne hakkında olduğuna dair herhangi bir ipucu bulunmuyordu.Valante başını öne eğerek cübbesini aşağı doğru çekiştirdi.Birilerine görünmesi onu sona dahada yaklaştırırdı.Yıllar önce yaşlı kütüphaneciyi eşkiyalardan kurtarmıştı amacı bu olmasada olaylar bu yönde gelişmişti.Şimdi borcunu ödemesi gerektiğini düşünüyor bir yandanda kendini buna inandırmaya çalışıyordu.Valante bir şövalye olarak baş erdemini alçak gönüllülük olarak belirlemişti fakat bu onun hayatını riske atacak önemli bir olaydı.Erdemler belki bir süre sonra daha bekleyebilirdi. Bu kütüphanede arkaik büyü ile oluşturulmuş bir oda bulunuyordu.Bu oda kitaplarda " doğruyu aydınlatan bilgiyle süsleyen iki meşhale ve içeri doğru oyulmuş taşların arasında ki binlerce kitap her biri özenle düzenlenmiş ve kaleme alınmış " sözleriyle anlatılmış fakat asiller hariç kimse o odaya giriş yapamamıştı.Sıralanmış kitaplıkların arkasında ki taş duvarların ardında sadece doğru kelimeleri bilenler için yapılmış özel bir oda bulunuyordu.Buranın yapılması için gereken fikri onun ekibinden Gabriel vermişti gereken sözleri ise kütüphaneci ona verecekti.Herşey yerinde giderse geriye sadece doğru kitabı bulmak ve içerisinde ki bilgileri kendi lehine kullanmak kalıyordu
Sıra kitaplıklar arasında kitapları inceleyen bir gölge görünüyordu.Valante bir süre kitaplıkların arkasında saklanarak o kişiye ait hareketleri izledi.Zararsız görünüyordu.Kitapları tek tek çıkarıp yere kadar uzanan giysisi ile kitapları silip yerlerine geri yerleştiriyordu.Valante gölgeye doğru ilerledikçe yaşlı kütüphaneci gözlerinde beliriyordu.Bir yandanda etrafındaki değişime şahit oluyordu.Çürümüş tahta kitaplıklar, yerlerini gümüş ve altın ile süslenmiş taş kitaplıklara bırakıyordu.Her kitaplığın ve kitapların üzerinde Britanya krallığının arması bulunuyordu.Bir süre sonra kütüphaneci tamamen belirir olmuştu.Kütüphaneci şaşkın gözlerle şövalyeye bakarken Valante kütüphanecinin yanında belirmiş ve ona elini uzatmıştı.Kütüphaneci bir süre duraksayarak onaylama anlamında Valanteyle tokalaştı.Şövalye elinde bir ağırlık hissetmişti.Eldiveninin ardında görünen tahta bilek herşeyi anlatıyordu fakat şövalye bu konuyu açmamanın daha doğru olacağını düşündü
Homurdanarak Hey yaşlı adam görmeyeli epey değişmişsin
Evet evet.Senin içinde aynısı söylenebilir.Seni bir daha buralarda göreceğimi düşünmüyordum
Buraya gelme amacımın seni görmek olduğunu düşünmüyorsun herhalde fakat yardımına ihtiyacım var ve bana sadece sen yardım edebilirsin
Kütüphaneci kafasını kaşıyarak gözlerini aşağı doğru indirdi Konu şu gizli geçit değil mi ? Buraya onu sormaya gelen tek kişi sen değilsin.Belki sana birşeyler söylebilirim fakat ağzımdan herşeyin çıkmasını bekleyemezsin Kütüphaneci cebinden çıkarttığı eski parşomeni Valanteye uzattı.Britanya armalarının bittiği yerde yol ikiye ayrılacak.Bir yol tamamen tuzaklarla dolu olup seni öldürmeye hedefli, diğer yol ise seni aradığın geçide gö-türecek.Valante daha fazla konuşmadı.Kütüphaneci aksi ve inatçı birisiydi ve söyleyemediği şeyler olduğuna inanıyordu.Birşeyler tersdi.Taş duvarlar ve kitaplıkların oluşturduğu yolda yürüyor bir yandanda bilgelik ve cahillik arasındaki geçidi arıyordu.Kütüphanenin bu kısmı tamamen göz boyamak için yapılmış büyük bir taş yığınıydı.Bir kaç adım sonra yol sona ermiş ve ikiye ayrılmıştı.Kütüphanecinin anlattığına birebir uyuyordu.Valante bu aşamadan sonrasını içgüdüleriyle tamamlayacaktı.Kabzasından çıkardığı kılıcını hayavaya doğru fırlattı.Hayatı üzerine karar vermek için mükemmel bir yol değildi fakat yapabileceği daha iyi bir şey yoktu.Kılıcının verdiği yön eşliğinde ilerlemeye devam etti.
Uzun bir süre yürüdükten sonra önüne hiçbir engel çıkmamıştı.Her yirmi beş adımda bir taş duvarların oluşturduğu bir oyuğun içerisinde etrafı aydınlatan meşaleler vardı.Şövalye oyuklardan birisine oturarak sırt çantasından çıkardığı matarayı kafasına dikti.İçerisinde sadece birkaç yudum kalmıştı.Eliyle destek alarak yerden hızlı bir şekilde kalktı ve kıyafetlerini silkeledi.Bir süre koridorda ilerledikten snra önünü kesen taş duvara üzerinde Britaya kraliyet sembolü bulunan bir halı asılmıştı.Koridorun sonuna gelmişti geçit burası olmalıydı.Bir kaç büyülü söz ve ardından doğru kelimeler ağzında cümleleri yuvarlamaya başladı
" Valad glam deus shizu hamzedi "
Halının üzerinde ki arma yavaş yavaş oval ve parlak bir hal almaya başladı.Bakıldığında bir kürenin içerisinde kayan onlarca yıldız varmış gibi görünüyordu.Arkaik büyü insanı fazlasıyla şaşırtıyordu.Aradığı çözüm bir adım kadar yakınında olması Valanteyi sabırsızlandırmıştı ve ileri doğru bir adım attı.Bu onun bir büyülü geçitten ilk geçişiydi.Geçitten içeri geçtiğinde küçük bir oda içerisinde iki meşhale bulunuyordu ve önünde bir kitap.Valante meşhalelerden birini kaldırarak diğer kitapların bulunduğu oyukları aradı fakat tek görebildiği taş duvarlardı.Önünde ki kitabın kapağını araladığında ;
" Hareketleri yavaşlatan, seni hızlandıran olayın gidişatını anlamanı sağlayan bir göz.Günümüze kadar tek bir kişinin sahip olduğu getirisiyle güçlendiği, ***
ürüsüyle yaşam enerjisini tüketen bir göz.Her zaman getirdiği lanetin kazandırdıklarından daha fazla olduğunu söylerler.Bu göze sahip olmak için ödenmesi gereken bedelden daha kırmızı iç içe iki halka ve halkanın etrafında yer alan üç nokta budur Sharingan.İlk ve tek olarak compassion çölünde yaşayan bir büyücünün sahip olduğu söylenir.Kurduğu küçük köy ile dikkatleri üzerine çekmiş yeni düşmanlar edinmiş.Karşısına çıkan bütün karşıt düşünceleri yok ederek büyük kentleri kontrölü altına almış.Geçen zaman içerisinde bütün büyük şehirler tek bir ad altında toplanmış.Sadece tek bir düşüncenin yer aldığı korku ve baskının yönettiği içerisinde hiçbir düşünce bulundurmayan bir topluluktu.Büyücünün gücünü yitirdiği acı cekmeye başladığı zamanlarda edindiği düşmanlar durumu fark etmiş ve harekete geçmişlerdi.Durumu fark eden büyücü bildiklerinin hepsini tek bir kitaba aktarmış kitabın ön yüzüne iki halka ve etrafına üç nokta çizmişti.Halkaların ortasında bir oyuk ve etrafında kanallar bulunuyordu.Kim kitabın ön yüzündeki sharinganın eksiğini tamamlarsa kitap ona sırlarını açacaktı "
Kısa sürede atılan fikrin bu kadar geliştirilebileceğini hiç düşünmemişti ama Britanya kütüphanesinde buldukları Valante'yi fazlasıyla tatmin etmişti.Üç gün önce aldıkları yenilgiyi ve kırmızı gözlere sahip orduyu açıklıyordu.Valante ve ekibini birer acemi savaşçıymışçasına basit hamlelerle yere yığılmıştı. " O adamlar gerçekten büyücümüydü " Buna inanmak zordu.Bir büyücünün o denli kılıç kullanması ve savaş sanatlarında ustalaşması herbiri ayrı bir imkansızı anlatıyordu.Edindiği bilgileri ekibinden sağ kalanlara anlatmalıydı.Kitabın dağılmış sayfalarını toparlayarak pelerinine sardı ve binadan dışarı çıktı.Britanya kütüphanesine giden dar yolda yürürken cübbesini yüzünü göstermeyecek şekilde tutmaya özen gösteriyordu.Yolda yürürken gelişen olaylar konusunda kendini tartmaya çalışıyor ve kendini rahatlatacak yönler bulmayı hedefliyordu.Onca kişinin ölümüne sebep olan kendisi olmazdı.Lanetlenmek için sharingana sahip olmanın şart olmadığı konusunda düşünerek üzerindeki yükü biraz olsun hafifletiyordu.Bir hafta önce binlerce kişiye önderlik ediyordu şimdi ise bir kaçak olarak yaşamını sürdürüp kendini aklamaya çalışıyordu.Gabrielin tek kaybettiği yaşantısı değil binlerce kişiyle yaklaşık ikiyüz kadar askere karşı ağır bir malubiyet almıştı.Karşı taraftan yaralanan sıfır askere karşılık ölen binlerce asker idi
Valante ormanın derinliklerinde bulunan küçük ahşap kulubenin kapısını araladı.Dışarıdan bakıldığında tamamen çürümeye bırakılmış olan kulube kapılarını başka bir dünyaya açıyordu.Basit, pislenmiş ve saklanmaya mecbur edilmiş bir dünya.Bir kaç adım atan Valante bacağına bağladı bezi gevşeterek sakladığı bıçağı zemine sapladı.Bir kaç basit hareket ile hazırlanan sahte düzeneği yerinden çıkartmıştı.Bıçağı beze oranlayarak bezi oynamayacak şekilde sıktı.Gözlerinin ortama alışmasıyla birlikte merdivenler yarı görülür bir hal almıştı.Valante ve ekibi günlerdir burada konaklıyordu.Haydutların, eşkiyaların ve katillerin konaklama mekanı Driando.Giriş büyü kullanılarak hazırlanmıştı.Giriş kapısı bir süre sonra kendini kapatıyor ve zeminle bir bütün oluyordu.Valante küçük adımlarla merdivenlerden aşağı indi.Kulubenin içerisi dışarıdan gelen ışıklar ile aydınlanıyordu fakat Driandoya açılan tünelde ışık adına hiç birşey yoktu.Birisi yanlışlıkla bu tüneli keşfedecek olsa içeriye adımını bile atmazdı.Pelerinine sardığı kitabı çıkartarak girişe ulaşana kadar kapağına göz gezdirmişti.Sharingan bir gözdü.Gözün bütün motifleri kitabın kapağına işlenmişti.Bütün ayrıntılarıyla sharianganı anlatıyordu.Eksik olan tek bir şey vardı.Valante yüzünde kabaran damlacıkları koluyla temizledi.Bir kitabın içerisindekileri göstermesi için böyle birşeye ihtiyaç duyması normalmiydi. Sanki donmuş bir haldeydi.Valante çenesini sıvazladı.İşlevini yerine getiren bir göze ihtiyacı olacaktı.Kitaba yerleştirebileceği bir göz.Yıllardır bu kitabı kimsenin fark etmemesi ise ayrı bir konuya açılıyordu.Valante ilerledikçe içeriden gelen içki ve ter kokusunun yaydığı pis kokuyu duymaya başlamıştı
Küçük ekip için içeride ayrı bir oda oluşturulmuştu.Tarihte burayı konaklamak için kullanan asiller bir elin parmaklarını geçmezdi.Driando daha çok krallıkların burayı bulma ve yağmalama planları içerisinde yer almıştı.Normal şartlarda içeriye yabancılar dahada önemlisi asiller kabul edilmiyordu.İçeriden sızacak ufak bir bilgi herkesin yaşamına mal olabilirdi fakat Driando'nun şuan ki lideri aç gözlü bir insandı.Para ve mücevherlerden bahsedince kendine hakim olamıyordu.Paranın tınısı onun için cezalandırılmaktan daha nitelikliydi.Valante kapıdan içeri girdiğinde tüm kötü ve aşağılayıcı bakışları üzerinde toplamıştı.Driando sakinleri yabancıları pek hoş karşılamazdı ama Valante kral tarafından korunuyordu.Valante etrafına bakmadan sadece gideceği noktaya odaklanmıştı.Elini kılıcının kabzasına gö-türerek kendini övüyormuşçasına konakladıkları odaya girdi.Etrafına baktığında herkes yataklarına uzanmış ve uyuyordu.Valante ilerleyerek odanın içinde bulunan taş masaya kitabı vurdu.Bir anda herkes yer yataklarından fırlamış Gabriel ise kılıcını Valante'nin boğazına dayamıştı
" İçeri girerken daha dikkatli olmalısın.Zira burası pek tekin bir yer değil " kalın ve tehditkar bir ses tonuyla gözlerini Valanteye sabitledi Gabriel.Elindeki kılıcı sıkarak Valante'nin boğazında gezdirdi.Diğerleri ne olduğunu anlayamamış uykulu gözlerle olan biteni izliyor bir yandanda Gabriel'i bu kadar kızdıran şeyin ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı
" Bunu aklımda bulunduracağım " Masanın üzerindeki kitabı kavrayarak havaya kaldırdı.Gabriel bulaşmaması gereken birisiydi.Fiziksel yapısı ve becerileri bir savaşçıyı tamamlıyor ve adından bahsettirebiliyordu.O ekibinde ki en yetenekli ve kendini beğenmiş kişiydi.Eğer karşılık verirse diğerleride kendini hedef alıcağını biliyordu.Kim onurunu kaybetmiş bir lidere sadık kalırdı ki
" Düşmanlarımız hakkında gerekli bilgiyi edindim.Geçmişte ölümcül güçlere sahip olan bir büyücünün teknikleriyle savaşıyorlar.Kitabın üzerinde bir göz figürü var.Bu sharinganı anlatıyor.Kitabın kapağı ve birkaç sayfa ardından kitap içerik hakkında hiçbir bilgi vermiyor" Gabriel elinde ki kılıcı köşeye fırlattı ve derin bir iç çekti.Herkes kitabın etrafında toplanmıştı.Valante ise kapıyı aralayarak Driando'nun en sakin köşesine doğru ilerliyordu.Buraya pek fazla uğrayan olmazdı.Burada ki genel yaşam içki,eğlence ve uyku üzerine dayalıydı.Uzun bir yürüşten sonra Driandonun iç kesimlerinde ki tatlı su kaynağına ulaşmıştı.Yyüzünü yıkayıp ferahladıktan sonra yere uzandı ve boş sarkıtları izlemeye başladı.Anıları aklında canlanmıştı.Kendini ne zaman kötü hissederse yüksek bir tepeye çıkıp gökyüzünü izlerdi.Şimdi ise karanlık sarkıtlar kaplamıştı gök yüzünü.
" Valante bu işin peşini bırakmayacak.Kitapta yazanları sizde okudunuz.Herşey bizim alehimize onları yenmenin tek yolu serbest bırakmak " Gabrielin sesi odada yankılanmıştı.Fabrizio onaylar bakışlarla cevap verdi
" Gabriel haklı eğer bu davanın peşini bırakmazsak sonumuz diğerleri gibi olacak fakat Valante'yi bundan geri döndürmek mümkün olmasa gerek "
" Ettiğim o bağlılık yeminine lanet olsun.Şuanda tek düşündüğüm hayatta kalmak.Belki Valante için basit bir son hazırlayabiliriz " Odada ki herkes Gabriel'i tekrar onaylamış kısa bir süre içerisinde silahlarını kuşanmışlardı.Yıllar önce ettikleri yemin yerini hayat savaşına bırakmıştı.Valante'nin sessizliği sevdiğini ve tatlı su kaynağının çıkardığı güzel ses ile uykuya daldığını biliyorlardı.Her birinden bir kılıç darbesimi yoksa ihanetin verdiği acımı öldürecekti Valante'yi.Gabriel yerinde duramaz bir hal almıştı.Odadan ayrıldıklarında kendisine çevrilen bakışlara hiç aldırmıyordu.Tek düşündüğü av idi.Yol aldıkça Valante gözle görülebilir bir hal almıştı.Yatıyordu muhtemelen uyku dalmıştı.Ayaklarında ki botları çıkartarak bir köşeye koydular.Her biri sessizlik üzerine eğitilmişti.Bir kişi gözcülük yapacak diğer dört kişi ise planı yerine getirecekti.Gabriel hızlı adımlarla Valante'nin etrafındaki yerini almış.Diğerleri beklemeden kılıcını kalbine saplamıştı.Artık özgürlüklerine kavuşmuşlardı.Gerçekten bu kadar kolaymıydı.Gabriel olay yerinden ayrılırken kahkahalarını tutamamıştı.Üstelik ona bahşedilen gücü kullanmaya gerek bile duymamıştı
Devamını göster