|
|
Paylaş |
| İçerde : 2 misafir, 0 üye : --- | Sayfalar: 1 |
|
Yazar
|
Mesaj #38844
07-02-2011 12:31 GMT
![]() Burada yanlış okumadıysam RP yapmaktan bahsediliyor ama girdiğimde hiç RP yapılan başlık göremedim neyse amacımız bir nebze ortaya çıktı forumda rp yapacağız yaparken fotoğraf koyabilir şimdi ben örnek olarak hemde başlangıç olarak başlıyorum inşallah sizde katılırsınız ve eğlenceli birşey olur diyorum ![]() ________________________________________________________________________________________________ Britainlilerin ilk tanıdıkları yer olan Britain şehrne gelen gezerlerin uğrak yeri ve gözdesi olan Tatlı rüyalar hanından çıkıyordumki lakin parayı vermeyi unutmuştum. Bir kese altını bıraktıktan sonra dışarı çıktım ve atım bıraktığım yerde duruyordu. *yelesini okşar ve üzerine atlar* * cüppesini indirir, atın kamçılarılarını tutar ve atı tavernaya doğru sürer * Kitabımı tamamlamak için bir yere ihtiyacım var ve bunun taverna olduğunu düşünüyorum. Gündüz olduğu içintaverna pek bir kalabalık değil şayet hanların ve tavernaların vazgeçilmez faili meçhul kişileri köşede oturup cüppesini kafasına geçirmiştir. Suratını görmek için baktığında oda sana bakar ve sen kafanı çevirene kadar senin gözlerinin içine bakar. Sen onun gözlerini göremezsin onun yüzü sadece piposunun içine çektiğinde küllerin ışıltısı aydınlatır. Boş bir masa bulup oturdum ama masada birkişi vardı bende konuşmak için ona selam verdim. * başını eğer ve gülümser * -Günaydın. ![]()
|
|
Yazar
|
Mesaj #38852
07-02-2011 14:53 GMT
-Günaydın. *sırıtır ve sözlerine devam eder* -Az önce önünüze koyduğunuz yarısı dolu yarısı boş parşomendende anlaşılacağı gibi yazarsınız. Fakat sizi daha önce buralarda göremediğime görede bir gezginsiniz. Gezip gezip gördüklerini parşomenlere aktaran kişileri severim açıkçası. Yazmak konusunda bana sorarsan, han iyi bir yer değildir. Hele de Britanya hanı. Neyse bu konuyu uzatmayayım. *yabancının önünden bir parşomen daha alıp incelemeye başlar* Hmm.. Bir çeşit avlanma hikayesi olmalı sözlere bakılırsa. Hm. Ah şuraya bakın. Küçük bir resimde varmış. Bu bir çiçek. Mor bir çiçek. ![]() *parmağıyla resmi göstererek sorar* Bu çiçeğin avlanmayla ne ilgisi var acaba ? |
|
Yazar
|
Mesaj #38854
07-02-2011 15:22 GMT
Bambular. Esrarengiz ölümlere sahip o devasa ormanlar. Ve bu ormanlarda beslenen mor çiçekler. *aklındaki düşüncelerden sıyrılır ve karşısındakini incelemeye başlar* Bu çiçekleri kitaplardan biliyorum. Pek iyi anılmazlar üstadım. Ölümlerle anılırlar. *yabancı irkilir, bedeninin titrediğini farkeder.* |
|
Yazar
|
Mesaj #38856
07-02-2011 15:39 GMT
Çiçeklerin zehirli olduğu doğrudur zira silah yapımında kullanılır zehiri geçirmek şu zamanda okadar kolay değil. * çiçek resminin altındaki mızrağı gösterir * Burdaki mızrak Florens çetesinin başının zehirli mızrağı, mor çiçeklerin evi olan devasa ormanlardan... Florens çetesi bildiğim kadarıyla 2. çağın ortalarında yaşadı buyüzden bu mızrak sadece bir silah değil. * elindeki mavi madalyon ilgisini çeker * ![]() Madalyon nedir ? Bağlılık sevgiyle, kahramanlık onurla, vefasızlık cezayla ödüllendirilir. |
|
Yazar
|
Mesaj #38892
07-02-2011 21:43 GMT
*dalgındır ve yerlinin sorduğu soruyla irkilir* -Madalyonmu ? Hee evet. Şu madalyon. Elimdekinden bahsediyorsun galiba. *madalyonu birar havaya kaldırarak yerliye gösterir* -Bu madalyon atalarımdan beri ailem tarafından saklanırdı. Şimdi ise bende.. Ve ben yani ailemin son üyesi, bu madalyonu dağların derinliklerinde yaşayan, eskiden bir insan olup şimdi çiğ etle beslenen bilge ve yüce insan Turgon'a ulaştırmalıyım. Benim ölümsüzlüğümü yani ailemin devamını sağlayacak olan tek iksire sahip olan tek kişi Turgon'dur. Atalarıma büyük bir söz vermişti. *verilen sözün ne olduğu hakkında konuşmaz* ... -Fakat sözünü tutmadığı için lanetlendi. Gitgide bizimle ilişkilerini iyileştirmeye başladı. Eğer o iksiri bana vermezse, ben ölünce oda hayatını kaybedecek. Yani neslim sona erince.Bu madalyon Turgon'a ulaşmazsa benim neslimin ve dünyadaki dengenin kaybolacağını belirtmek isterim. Açıkçası bu bilgileri neden sana böyle su gibi anlattığımıda bilmiyorum. Belkide beni öldürtmek isteyen bir gurup katilden birisin. Kimsin sen ? |
|
Yazar
|
Mesaj #38933
08-02-2011 12:00 GMT
Bağlılık sevgiyle, kahramanlık onurla, vefasızlık cezayla ödüllendirilir. |
|
Yazar
|
Mesaj #38936
08-02-2011 12:16 GMT
Günün yakıcı ışıklarından kurtulmam gerekiyordu. Zira bilirsiniz ki elf gözleri ışığa pek dayanıklı değildir. Britain şehrine pek inmezdim; lakin bu gün bir madalyonun varlığı kulaklarıma çalındı. O madalyonun ilk uğrayacağı yer tabiiki de Tatlı Rüyalar Hanı idi. Bu yüzden atım Feiriki'ye atladım ve Britain'e giden en kısa yolu aklımda canlandırdıktan sonra Yew Ormanları'nın alışageldiği nidâyı patlattım. -Noro lim Feiriki! Ve nihayet oradaydım. Tatlı Rüyalar Hanı... Yaşlı dostum Turgon'a ulaşacak madalyon gecikmişti. Onu bir elf ellerinin ulaştırmasının daha doğru olabileceği kanaatindeydim. Zira insanlar duygusaldır. Kudrete aç, düşünmekten yoksun varlıklardır. Madalyonun bu kadar gecikmesi, aklımda bir şüphe kuşunun havalanmasına yetmişti. Her ne olursa olsun onu ellerime geçirecek ve yerine teslim edecektim. *Gün ışıklarından kısılmış gözleri ile dikkatlice hanı inceler* İçerinde 3 kişi vardı. Şansım vardı ki üçü de erkekti. İnsan erkeklerini tuzağa düşürmek kolaydır. Ben de bunu yaptım. Altın saçlarımı dalgalandırarak yakın bir masaya oturdum ve dönüp gülümsedim. -Merhabalar.. Onurum gururumdur. Gururumsa yaşamım... Deniz ve Nehirlerin Tanrıçası Nyétandriel tüm güzelliğiyle parladığında bir gece vakti önümde, Kesinleşmişti rotamız Sosaria'nın bizi kabulleneceği yaşamda ve ölümde. Life is FRP |
|
Yazar
|
Mesaj #38949
08-02-2011 18:23 GMT
Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Britain şehrine ayak basmıştım. Dedikleri kadar büyük bir şehirmiş Britain. Böylesine büyük ve kalabalık bir şehirde bana verilen görevi yapmak oldukça zor olacaktı. Şehrin sokaklarında yürürken sık sık gördüğüm British'in muhafızları dikkatimi çekiyordu. Onu bulduktan sonra kan döküp madalyonu almak oldukça zor olacaktı. Elimdeki tek bilgi onun Britain'de olduğuydu. Aramaya nereden başlayacağımı bilmiyordum. Oldukça yorgundum bu işi en yakın tavernada bir şeyler içtikten ve kalacak bir yer bulduktan sonra düşünecektim. Sonunda tavernaya vardım ve içeri girdim. Biraz etrafa bakındıktan sonra boş bir masaya oturdum ve bira istedim. Karşı masada oturan elf oldukça dikkatimi çekti bir yandan biramı yudumluyor bir yandanda karşı masada oturanlara bakıyor ve konuştuklaına kulak misafiri olmaya çalışıyordum. Onlarında benim gibi yabancı oldukları belliydi.
Birer birer,neyim kalır geriye baksamda? |
|
Yazar
|
Mesaj #38967
10-02-2011 01:07 GMT
Tam madalyon konusuna girecektim ki karşımdaki masaya birisi oturdu. Yorgun ve susuz gözüküyordu. Nezaket olarak ona bir şarap gönderirdim; belki de ufak bir parça sohbet... Zira handa o kadar masa varken, sohbet ettiğim kişilerle beraber bana yakın tarafa oturması manidar ve küstahça bir hareket idi. Namüsait bir durumda gelmesi de ona karşı duyacağım payidar bir düşmanlığa yol açabilirdi. Zira elfler, düşmanlarını da, edindikleri dostlardan farksız olarak çok uzun bir süreçte belirlerler. Bu nedenle onun bu hareketlerini diplomasi sayfasına damlattığı koskoca mir mürekkep gibi gördüm. Mürekkep lekesi belki sayfayı kirletirdi. Zahir, düzensiz gösterirdi. Lakin o sayfada yazan önermeleri hiçbir zaman değiştirmezdi. Ta ki acemilikten, yüzsüzlüğe ve kine kadar sıçrayacak olan duyguları ile tüm sayfamı karalayana dek düşmanlığımı kazanamazdı. Belki de yorgunluktan bu küstah tavırları sergiliyordu. Bu yüzden (her zaman olduğu gibi) kendi elbisemi feda ettim mürekkep damlasını ortalıktan kaldırmak için. -Küstahlığınız bağışlanacak nitelikte değil bayım. Lakin oldukça yorgun görünüyorsunuz. Ve de susuz. Bira susuzluğunuzu almaz. İzin verirseniz bir de elf şarabını deneyin. Ve elim ile masamı işaret ettim. Bu kabalığından sonra zarif bir elf dişisinin, ince teklifini kırabileceği düşüncesi bile geçiyordu aklımdan. Yine de yüzünden bu kadar kaba olamayacağı okunuyordu. Onurum gururumdur. Gururumsa yaşamım... Deniz ve Nehirlerin Tanrıçası Nyétandriel tüm güzelliğiyle parladığında bir gece vakti önümde, Kesinleşmişti rotamız Sosaria'nın bizi kabulleneceği yaşamda ve ölümde. Life is FRP |
|
Yazar
|
Mesaj #38973
10-02-2011 03:05 GMT
Elfin ettiği bu nazik teklifi geri çevirmek istiyordum ancak bunu yaparsam dikkat çekici olurdu. Bilgi alma şansımı kaybetmek istemiyordum. Pek beceremeyeceğimi bilsemde dost canlısı gözükmeliydim. Yerimden kalktım ve yavaşca yürüyüp masasına oturdum. Yüzü en karanlık kalbi bile etkileyebilecek kadar güzeldi. Gözleri insanı alıp başka diyarlara götürüyordu. Saçlarının ışıltısı göz kamaştırıyordu. Gülümsedim. - Nazik teklifiniz için teşekkür ederim. Yol yorgunuyum gözünüzde kaba biri gibi gözükmek istemem. Elf şarabını daha önce hiç duymamıştım. Denemek isterim. Elf şarabı bardağıma doldurultuktan sonra bir yudum aldım. Çok hafif bir içkiye benziyordu. Bu hiç bana göre değildi genede hoşuma gitmiş gibi görünmeye çalıştım. Tekrar gülümsedim. - Britain'de yaşamadığınız belli. Hangi rüzgar attı sizi buraya? Birer birer,neyim kalır geriye baksamda? |
|
Yazar
|
Mesaj #38982
10-02-2011 15:27 GMT
Gözler... Diğer boyutlara açılan kapılar gibidir gözler. Eğer birinin ruhuna göz atmak isterseniz, o kapılar en yakın geçitlerdir. Ve karşımda oturan kişinin gözlerinde bir gizem vardı. Sakladığı birşeyler vardı. Tedbiri elde tutmam gerekirdi. -Yorgun birine göre fazla merak sahibisiniz. Yine de size söyleyim. Basit bir ticaret işi. Ardından bu gibi durumlar için hazırlamış olduğum parşömeni çıkarttım çantamdan. -İşte burada yazanları almaya geldim. Biraz mısır, kabak ve buğday tohumu. Zira babam çiftçidir. Ve sıra bana gelmişti. Bakalım o gözler birazdan söyleyeceği yalanı saklayabilecek miydi. -Ya sizin gibi uzak diyarlar insanını, Britain'e bu denli "Yorgun bırakacak şekilde hızlı!" şekilde getiren şey nedir. Merakımı mazur görün lütfen. Amacım sohbet kurmak. Ve tatlı bir tebessüm attım. Gözlerin lanetini bağlayıp yalan söylemeyi zorlaştıran bir büyü gibidir tebessüm. Onurum gururumdur. Gururumsa yaşamım... Deniz ve Nehirlerin Tanrıçası Nyétandriel tüm güzelliğiyle parladığında bir gece vakti önümde, Kesinleşmişti rotamız Sosaria'nın bizi kabulleneceği yaşamda ve ölümde. Life is FRP |
|
Yazar
|
Mesaj #39000
11-02-2011 04:42 GMT
Bu kadar masum gözlerle bakan bir elfin yalan söyleyip söylemediğini anlamak bana neredeyse imkansız gibi gelmişti. İyi yalan söyleyemeyeceğimi bildiğim için geçiştirme bir cevap vermek istedim. - Benim ve geldiğim yerde yaşayan insanlar için önemli olan bir mesele için buradayım. Ne kadar süre daha kalacağım belli değil. Peh... Uzun hikaye... Gülümsedim ve başından beri sormam gereken soruyu sormaya karar verdim. - Acaba bana adını bağışlamayacakmısın? Birer birer,neyim kalır geriye baksamda? |
|
Yazar
|
Mesaj #39027
11-02-2011 21:10 GMT
Önemli olan bir mesele... Onurlu bir kişi insanları için önemli olan bir şeyin peşine düşmüşse, ilk uğrayacağı yer taverna değildir. Her ne kadar susamış yahut yorgun düşmüşse de bu kendi benliğinde yaşadığı ufak bir çelişkiydi. Yani geriye iki önerme kalmıştı. Ya bu kişi gözlerinde göremeyeceğim şekilde (Ki görememişsem eğer bayağı kudretli bir yalancıdır) mükemmel bir düzembazdı, ya da, benim de peşinde olduğum şeyin peşindeydi ve bu yüzden tavernaya gelmişti. Madalyon... İsmimi sormuştu. Eğer madalyonun peşinde ise ona ciddi bir zarar vermek zorunda kalacaktım. Bu yüzden gerçek ismimi söylemek bir yana dursun, her özelliğimi farklı bir şekilde tanıtmalıydım. Ve yemyeşil gözlerimi, dikkatini dağıtmak için direkt olarak gözlerine diktim. Aynı zamanda benden şüphelenmemesi için sormadığı bilgileri de söylemeliydim. -İsmim Zainaphia Althalas. Yew'de yaşıyorum ve ünlü çiftçi Arafel'in kızıyım. Eğer bir gün yolunuz Yew'e düşerse çiftlikte sizi ağırlamayı bir şeref olarak kabul ederim. Ve saldırı sırası bendeydi. Temkinli olacağım kişinin ismini aklıma kazıyacaktım ki en ufak yanlışında onu rahatlıkla bulabileyim. -Ya siz kimsiniz? Nereden ve kimlerdensiniz? Zira çiftliğimde ağırlayacağım kişiyi tanımak isterim. Ve yine hafif kurnazlık meltemleriyle dalgalanan tebessüm sancağını çektim yüzümün gönderlerine. Onurum gururumdur. Gururumsa yaşamım... Deniz ve Nehirlerin Tanrıçası Nyétandriel tüm güzelliğiyle parladığında bir gece vakti önümde, Kesinleşmişti rotamız Sosaria'nın bizi kabulleneceği yaşamda ve ölümde. Life is FRP |
Sayfalar: 1
Benzer Konular
| Konular | Mesajlar | Son gönderen | Tarih |
| Dialog Yazıları Büyük Yapma | 2 | Andrien | 26-11-2011 |
| Yer yapma sorunu... | 9 | extasyx14 | 17-12-2010 |
| Her ayın 22.günü rp Yapma ve Kutlama Günü ilan ... | 29 | Override | 25-05-2010 |
| Deskop Tasarimi Yapma Ve Ekleme | 12 | berkanu | 29-10-2009 |
| for la kısaltma yapma | 3 | hain_kostok | 26-09-2009 |
![]() |







forumda rp yapacağız yaparken fotoğraf koyabilir şimdi ben örnek olarak hemde başlangıç olarak başlıyorum inşallah sizde katılırsınız ve eğlenceli birşey olur diyorum 





