Gene canım sıkıldı birşeyler yazayım dedim

olumlu olumsuz eleştirileriniz benimle olsun ^^ ( daha fazla diyalog olabilirdi biliyorum ama diyalog konusunda aklıma pek birşey gelmiyor ( biliyorum gayette kısa

) )
Güzel çok güzeldi.Özenle yapılmış elbisesi içerisinde yüzlerce insanın arasından rahatlıkla seçilebiliyordu.Britanya'da hayır belkide Sosaria'da bunun kadar büyüleyici bir elbise yoktu.Bir mücevher gibi parlayan bir kumaş, bel kısmına işlenmiş kraliyet armaları ve her armanın yanında ona eşlik eden kılıç ve güvercin figürleri bulunuyordu.Dakikalarca o elbiseye baka kalmıştı.Elinde ki kadehten dökülenş şarapla birden irkildi.Her ne kadar eşsiz olsada aklını başından alan şey gerçekten bu elbisemiydi ?.Değildi.Büyülü olan şey onu üzerinde taşıyan kişiydi.Aniden silkelendi Gabriel gözlerini kızın üzerinden alamıyordu.Kafasını dağıtmalıydı bir kadın bu ihtişamlı kutlamaya gölge düşüremezdi.Bir başarı başka bir başarıyı getirirdi ve o başarı için daha çok görev almalıydı.Bir anda kutlama alanının tam ortasında duran üzerinde diyarın en kaliteli yiyeceklerin yüzlerce çeşit yemek ve içki bulunan masaya doğru ilerliyor ve bir yandanda kendini bu yiyeceklerin bu dünyaya ait olamayacağı konusunda ikna etmeye çalışıyordu.Masanın üzerinde ki poğaçalardan bir tanesini bölerek gevelemeye başladı.Artık kesinlikle emindi bu yiyecekler bu dünyaya ait değildi !
Her ülkeden birbirinden tanınmış insanlar onu ve ordusunu tebrik etmeye gelmişti.Kutlama boyunca o büyük gülümseme yüzünden eksik olmamıştı.Alkolünde etkisiyle demir zırhın içerisinde terliyordu.Yüzünden düşen ter damlaları zırhınında çınlıyor ve kulağında yankılanıyordu.Birden o ses geldi
" Merhaba Sör Gabirel.Bugün herkes sizden bahsediyor " kadın gülümseyerek bir bacağını arkaya ***
ürerek eteğini kaldırdı ve selam verdi.Gabriel konuşamıyordu.Sadece selamı başıyla onaylayarak kelimeleri ağzında geveledi
" Sadece bir kaç basit yaratık.Britanya dağları, ormanları hatta denizleri bu tehlikelerle dolu bayan "
" Belkide " diyerek konuşmayı açık bıraktı ve oradan ayrılmıştı.Kimdi bu kadın bu davranışlar, o konuşma kesinlikle sıradan birine ait olmazdı.Onu gözünde büyütmesine neden olan konu belkide o asil havasıydı.Düşüncelerin etkisiyle bir süre dona kalan Gabriel Gristia lonca şefinin sırtına vurmasıyla irkildi
" Hah sendende daha azı beklenemezdi değil mi ? Umarım bir daha bu toprakları rahatsız etmezler "
Gabriel gülümseyerek cevap verdi " Bu zafer tek bir kişiye ait değil orada nereden baksan altmış kişiydik "
" Evet evet eminim bir başkası olsa senden daha başarılı olurdu " sırtına bir kez daha vurarak kahkahalarla oradan uzaklaştı
Büyük bir havai fişek gösterisiyle kutlama sona eriyordu.İnsana keyif veren gerçekten zafer kazanmakmıydı yoksa arkasından yapılan kutlamalarda gelen övgülermiydi bir türlü karar veremedi Gabriel.Adının reverans edilmesiyle çıkışa doğru yöneldi ve ağır hareketle elini beline koyarak herkesi selamladı.Dışarı çıktığında alandan yükselen alkış ve ıslık sesleri rahatlıkla duyulabiliyordu.Karanlığa bürünmüş sokaktan yaklaşan bir araba sesi geliyordu.Büyüktü en az dört at bulunuyordu ve yanılmamışdı.Karanlığın içinden en az onun kadar siyah 5 at belirdi.Her birinin kafasında farklı renklerde tüyler bulunuyordu.Önünde duran arabayı dikkatle inceledi Gabriel.Bu işareti biliyordu kutlamadaki o kızın elbisesinde ki işaretti.Elini kafasına ***
ürdü.İşaret parmağıyla çenesini desteklerken diğer eliyle saçlarını okşuyordu.Kutlama yavaş yavaş sona eriyor ve alandan ayrılanların sayısı giderek artıyordu.Önünde duran arabanın kapısı açıldı.Zırh ve silahlarını kuşanmış altı asker arabadan aşağı indi ve ince bir yol oluşturdu.İkisi kapının önünde duran kadının yanına geçerek ona eşlik ettiler.Araba bölgeden ayrılıyordu.Herşeyden çok arabaya binerken ona başıyla selam veren o kadın kafasına takılmıştı.Elini başından indirerek kendi kendine söylendi " Sahiden kimdi o kadın "
Gün ışımıştı.Horozların güneşe eşlik etmesiyle uzunca gerinen Gabriel yatağını terk etmiş ve kovada bulunan suyla yüzünü yıkamıştı.Bugün Gross'tan önemli haberler bekliyordu.Çıtı pıtı, kemikleri seçilebilen,göz yuvalarından fırlamış iri siyah gözleri ve mesleğini bu kadar iyi yapması ona gizemli bir hava katıyordu.Bugun önemli haberler bekliyordu Gabriel.Kovayı doldurup biraz şehri dolaşmayı planlıyordu.Kapıyı açtığında kitap çoktan bırakılmıştı.Aslında Gross'un ta kendisinden alması gerekiyordu.Endişeli fikirlere kapılmıştı taki kitabın arasından bir not düşene kadar arkasında güneşi simgeleyen bir yuvarlak ve güneşe eşlik eden kılıç ve güvercin bulunuyordu.Bu işareti son zamanlarda çok görür olmuştu
" Merhaba Sör Gabriel.Şehire henüz yeni yerleştik fakat herkes sizin cesur ve kahramanlık dolu hikayelerinizi anlatıyor.Bu görüşmeyi reddedermisiniz bilmiyorum.Açıkca söylemek gerekirse belkide sizin kahramanlık dolu hikayelerinizden etkilendim.Lütfen yemek davetimi kabul edin "
Gabriel kartı katlayarak kitabın arasına koydu ve ilk sayfayı çevirdi.Zaferi getirenin onun ve askerleri olmasına rağmen başlıklar Bringam loncasına ayrılmıştı.Belkide asıl kutlanan bringam loncasıydı
" Bringam loncası Vesper şehrinden Britanya şehrine taşındı ve zaferin getirdiği büyük kutlamayı onurlandırdı "
Sinirle yüzünü ovuşturdu.Bu yemeğe gidip bu ünlü aileyi daha yakından tanımalıydı