Hels World orta dünya ismini değiştirerek karşınıza ''Migfer Dibi'' olarak yakında karşınıza çıkacaktır.
O dönemlerden bu güne gelene kadar bilgi birikimlerimizi sunucumuza aktarmaktayız. 2006 dan bu yana yanımızda olan sponsorlarımıza ve yönetimde bulunan bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum..
*Sistemlerimizi sizlere mini movieler olarak Web sitemizde yayınlayacağız.
*Seneryolar, ufukları geniş arkadaşlarımızla vizyonumuzu sizlere tanıtacağız..
*Migfer Dibi sizlere yakında hizmet verecektir, ilgileriniz için teşekkür ederiz..
Kayıt Ol
Web Sitemiz
Sistemler
Tanıtım Video 1
Facebook Grup
Speedtest
Yönetim Kadromuz
Tolkien
Arathorn
Aragorn
Galadriel
Elrond
Gandalf
Miğfer Dibi Nedir ?
Thrihyrne'ün yüksek zirvelerinin birkaç mil ilerisinde, Batıağıl Vadisi'nin öte kısmında, yeşil bir koyak, dağlar arasında büyük bir girinti uzanıyor, bu girintiden de tepelere doğru bir vadi açılıyordu. Bu yörenin insanları, buraya sığınan eski savaşçıların bir cengaveri anısına buraya Miğfer Dibi diyorlardı. Bu vadi, Thrihyrne'ün gölgesi altında, kargaların uğrak yeri olan zirveler her iki tarafta da muazzam birer kule gibi yükselip ışığı kesinceye kadar, kuzeyden içeri doğru gitgide daha da daralarak ve dikleşerek dolanıyordu. Miğfer Dibi'nin ağzındaki Miğfer Kapısı'nda, kuzey yönündeki uçurumdan dışarı doğru fırlamış, topuk şeklinde bir kaya vardı. Burada, bu mahmuzun üzerinde, kadim taşlardan yüksek surlar bulunuyordu; surların içinde de yüksek bir kule. İnsanlar, Gondor'un ihtişamının yaşandığ çok eski günlerde, deniz krallarının bu kaleyi buraya devlerin elleriyle yaptırmış olduklarını söylüyorlardı. Buraya Boruşehir denirdi çünkü kulede çalınan bir boru, gerisindeki Miğfer Dibi'nde sanki çoktan unutulmuş ordular, tepelerin altındaki mağaralardan savaşa çıkıyorlarmış gibi yankılanırdı. Ayrıca insanların yapmış olduğu, Boruşehir'den güneydeki uçuruma doğru uzanan başka bir sur, vadinin girişini koruyordu. Bunun altından geçen bir su yolu ile de, Dip Deresi dışarı çıkıyordu. Dere yatağı, Borukaya diplerinde bir yerde dönüyor, sonra geniş ve yeşil, üçgen şeklindeki toprak parçasının tam ortasından geçip Miğfer Kapısı'ndan hafifçe aşağı doğru meylederek Miğfer Hendeği'ne doğru gidiyordu. Orada Dip Vadisi'ne dökülerek Batıağıl Vadisi'ne çıkıyordu. Miğfer Dibi'nin Dip Surları yirmi ayak yüksekliğindeydi. Surlar o kadar kalındı ki; ancak çok uzun boylu bir kişinin üzerinden bakabileceği yükseklikte bir siper ile korunan surların üzerinde, dört adam yan yana yürüyebilirdi. Çeşitli yerlerde, içlerinden ok atılabilecek gedikler vardı. Bu mazgallı siperlere Miğfer Dibi'nin dış avlularındaki bir kapıya inen bir merdivenle ulaşılabiliyordu; gerideki Miğfer Dibi'nin surlarına da üç kat merdivenle girilebiliyordu; fakat ön yüzü dümdüzdü ve surlardaki koca taşlar öyle büyük bir hünerle yerleştirilmişti ki; birleşme yerlerinde ayak basacak yer bulunmuyordu; surun en tepesi, denizin oymuş olduğu bir uçurum gibi havada asılı kalmıştı. Miğfer Dibi kalesinin içinde ahırlar bulunuyordu. Bu ahırlarda büyük bir rahatlıkla atlar, büyükbaş hayvanlar ve küçükbaş hayvanlar barınabilirdi.
Şehirler
Gondor: İnsan ırkının tarih boyunca en güçlü krallığıdır. Karanlıklar lordu Sauron'un, Mordor'da parmağından Güç Yüzüğü'nü koparıp alan Elendil'in oğlu Isildur'un ve Aragorn'un krallığıdır. Mordor'a çok yakındır ve bir kıyı kenti olan Osgiliath'ı birçok kez Mordor ordularına karşı başarı ile savunmuştur. Efsanevi Minas Trith ile tüm Orta Dünya üzerinde ün yapan krallığın, birde meşhur ak ağacı vardır. Bu ak ağaç, kralı temsil etmekte ve hisar muhafızları tarafından sıkı bir şekilde korunmaktadır. Pelennor Çayırları'nda verilen savaştan galip çıkan Gondor ve Kral Aragorn, Sauorn mağlup edildikten sonra tüm insan ırkına hükmetmiştir.
Rohan: Atcanyurt olarakta bilinen bu krallık, geçimini çiftçilikten kazanan insanların yaşadığı bir krallıktır. Başkenti Edoras olan Rohan, savaşlarda müthiş bir sığınak olan Miğfer Dibi'nede sahiptir. Sahip olduğu üstün atlar ve süvarileri ile tanınır. Isengard'a yakın olan Rohan, ilk zamanlar Isengard ile dost iken, Saruman'ın, karanlık lord Sauron'un tarafına geçmesiyle birlikte, Miğfer Dibi'nde Isengard orduları ile bir savaş yapmış ve müthiş bir zafer kazanmıştır. Daha sonra Pelennor Çayırları'nda Gondor'a yardım eden rohan, bu savaşta Which King'in, Kral Theoden'i öldürmesinin ardından kralsız kalmış ve Sauron'un mağlup edilmesinden sonra Gondor'la birleşerek tek bir krallık haline gelmiştir.
Rivendell: Elflerin diyarı olan Rivendell, ayrık bir vadinin içinden geçen şelalenin üzerine kurulmuş bir krallıktır. Elf lordu Elrond'un yönetiminde olan Rivendell, yüzyıllar boyunca Elfler'in yurdu olmuştur. Karanlık lord Sauron'dan ve tüm kötülüklerden uzaklaşmak için elflerin çoğu buradan gemilerle ayrılmıştır. Ancak Elrond'un kızı olan Arwen, Aragorn'a olan aşkı sebebiyle buradan ayrılmamış ve fani bir hayatı seçmiştir. Elendil'in kılıcı Anduril'in, yeniden dövülerek Aragorn'a verilmesi konusunda babası Elrond'u ikna eden Arwen, kendi Akşamyıldızı'nıda Aragorn'a vermiştir. Sauron mağlup edildikten sonra tüm elfler bu diyardan ayrılarak, ölümsüz diyarlara doğru gemilerle yola çıkmışlardır.
Isengard: Uzun yıllar, iyilik için var olan Isengard, Saruman'ın taraf değiştirerek Sauron'a kölelik etmeyi seçmesinden sonra, hür Orta Dünya halkları tarafından düşman olarak görülmüştür. Saruman, Isengard'da goblinler ve orclardan melez bir ırk oluşturup Uruk-Hai'ları meydana getirmiştir. Barad Dur kalesinin bulunduğu Isengard, Miğfer Dibi'nde verilen savaştan sonra, Fangorn'lu entler tarafından yok edilmiş ve Saruman, Gandalf tarafından öldürülmüştür.
Mordor: Karanlıklar efendisi Sauron'un ve ordusunun bulunduğu ve Mount Doom'un eteklerinde bulunan topraklardır. Which King'in ini olan Minas Morgulu'da barındıran Mordor, Güç Yüzüğü'nün yapıldığı ve yok edilebileceği tek yerdir. Sauron'un mağlup edilmesinden sonra yerle bir olan Mordor, o günden sonra hiç ziyaret edilmeden sonsuza dek çorak bir arazi olarak kalmıştır. Uzun yıllar sonra Mordor topraklarında birkaç Troll görüldüğü dedikodusu yayılmıştır. Her ne kadar Sauron yok olsada, ordusundan kalanlar bu topraklarda ölene dek yaşamlarını sürdürmüşlerdir.